26.07.2017

Ercan Kesal / Cin Aynası

Yine kelimelerle nasıl ifade edeceğimi bilemediğim bir Ercan Kesal kitabı okudum. Peri Gazozu'ndan sonra, aynı tatla, aynı keyifle, aynı iç sızlamasıyla kitabın son sayfasına geldim. Bu kadar yaşanmışlık, birikim, sevinç, üzüntü, böylesi güzel aktarılırdı satırlara. 

Tüm kitaplarını okumuş bir okur olarak Ercan Kesal ile kesinlikle tanışmalısınız diyorum. Yazarın o akıcı dili ve sohbet eder tarzda ki anlatımı keyif verici. 2016 kitap fuarında, çok kısa bir zaman dilimi de olsa, kendisini standında ziyaret edip, Nasipse Adayız kitabını imzalatmıştım. Denk geldiğim bir vakit de söyleşisine katılmayı planlıyorum. Yazdıklarını tüm içtenliğiyle, bir de kendi sesinden dinlemek eminim çok keyifli olacaktır.

Kitaba gelince: Peri Gazozu'nda olduğu gibi anılarından bahsetmiş yazar. Çocukluğu, gençliği, okul yılları.

Altı Çizilenler;

"Kendimizle olan derdimiz önemlidir ama. Filmler ya da kitaplar dünyayı değiştirmiyor çünkü, filmi seyrettikten, kitabı okuduktan sonra duyguları harekete geçerek dönüşen insanlar değiştirebiliyor. Bu yüzden kendimizi değiştirmeden dünyayı değiştiremeyiz ve bu yüzden ne söylediğimiz kadar önemli olan bir başka husus da nasıl söylediğimizdir." (Syf.10)

"Anılar bizi saldırılara açık, acı çekmeye hazır hale getiriyor.…Ama, insanın vicdanı da zamana sağlı ve yalnız onunla var oluyor." (Syf.13)

"Kokular, resimler, sesler, duyduklarımız, bizim yeniden hatırlamamızı sağlar ve tüm bunlar sadece bellek değil insanı insan yapan değerlerin de toplamıdır." (Syf.151)

"Aklımızı zorlayan değil, duygularımızı harekete geçiren şeydir asıl olan. Bu da çoğu zaman çok basitmiş gibi gözüken, küçük bir ayrıntıdır…" (Syf.178)

"Devrim gibidir bazı başlangıçlar, inanır ve vazgeçmezseniz eğer, mutlak gerçekleşir." (Syf.186)

"İnsanın içine hiçlik duygusu veren kocaman bir bozkır." (Syf.203)

"İnanç…İnsanın gerçekten sahip olduğu ve onu kurtaracak olan tek şeydir!" (Syf.227)

"Aşk bitmez. Asıl olan yolculuktur. Vuslat olursa da aşkın manası kalmaz…" (Syf.245)

"İnsan varoluşunu fark ettiği andan beri, içindeki boşluğu doldurma telaşında." (Syf.267)

"Oyununuzu oynarken başka biri olmaya çaışmayın, kendiniz olun. Çünkü en iyi bildiğiniz şey bu!" (Syf.287)

İyi Okumalar :))

24.07.2017

Selçuk Aydemir / Liseden Arkadaşlar

"Mahalleden Arkadaşlar"da o kadar çok güldüm ki; aynı beklentiyle alıp hiç şaşırmadığım bir kitap okudum yine. Yazarın içten, sıcak anlatımını çok seviyorum. Kendi hayatının kesitlerini anlatan yazarla aynı semtte yaşamış olmak, anlattığı mekanlara aşina olmak bir ayrıcalık benim için.

Sohbet eder havasında anlattığı anılar bir hayli eğlenceli. Zaman zaman gerçekten yaşamış mı gibi bir soru gelse de akla, dil o kadar samimi ki; yüzünüzde beliren gülümseme buna karşı çıkıyor zaten.

Kendinize döndüğünüz öyle anlar oluyor ki okurken; kendi çocukluğunuz, gençliğiniz, okul yıllarınız geliyor aklınıza. Ve yine ve yeniden hayıflanıyorsunuz; eskiden her şey daha güzeldi. Güzelden kasıt; samimi, sıcak, riyakarsız, sevgiler daha gerçek, dostluklar daha candan. Zamanın hızına alışmayı bırakın, bize sunduğu yeniliklere o kadar kaptırıyoruz ki; şahsi fikrim bazen insan olduğumuzu bile unutuyor, bir robot misali yaşıyoruz. Bir nebze olsun bundan uzaklaşmak adına; samimiyetin getirdiği sıcaklığı özleyenler kesinlikle okusun diyorum. Hiç okumayanlar "Mahalleden Arkadaşlar" ile başlasın !!

Kitaba gelince: Selçuk, Mete ve Serkan büyüdü. Lise yıllarında ki serüvenleri tam gaz devam ederken; bir de aşklar eklenmiş durmak bilmeyen maceralarına.

Altı Çizilenler;

"Her zaman iyi olmak zorunda değilim, iyi olmam gerektiğinde iyi olayım yeter. / Hitchcock" (Syf.13)

"İnsan bu dünyaya mutlu olmak için geldi, mutluluk dediğin şey ekmeğini sirkeye banıp yediğinde, bu sirke ne büyük nimet diyebilmektir, gerisi hikaye…" (Syf.62)

"Güç dediğin güçlünün gölgesine sığınınca değil, güçlü denilenin gücüne aldırmadan kendindeki güce sığınınca elde ediliyordu." (Syf.123)

"Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir. / Aliya İzzetbegoviç" (Syf.149)

İyi Okumalar :))
Richard Yates / Bağımsızlık Yolu

Bu yıl yine, geçen yıl olduğu gibi kitap okuma verimim yerlerde sürünüyor. İnsanın ruhani durumu buna kesinlikle etken. Başarabilmeyi umut edip, daha hızlı akan, daha anlaşılır, zorlamayan kitaplara yönelmeye karar verdim. Öyküler önceliğim olacak sanırım. Beynimi biraz boşaltmam gerek !!

Richard Yates'i ilk defa okudum. Kitabın konusu gayet başarılı, üstelik 2008 yılında "Hayallerin Peşinde" adı ile beyaz perdeye uyarlanmış, 2009'da ülkemizde gösterime girmiştir. Yazarı hiç bilmediğim için biraz önyargılı başladım, fakat keyif aldım. Tüm Yapı Kredi Yayınları gibi, bu kitabın da çevirisi gayet başarılı idi. 

"Bir Amerikan Trajedisi" şeklinde bahsedilen hikaye, aslında çoğumuzun içinde olduğu, alenen yaşayıp, saklamaya çalıştığımız olgulardan bahsediyor. Her şeyde olduğu gibi özel hayatlarımızın da önüne pembe duvarlar örüyoruz. Kitap bittikten sonra filmi de izleyenlerdenim, ve ilk defa keyif aldım bu durumdan. Okumalısınız dediğim yapıtlardan biri.

Kitaba gelince: April ve Frank bir partide tanışır ve evlenmeye karar verirler. İkisi için de erken sayılabilecek bir yaşta evlenmeleri, ilk zamanlarda olmasa da yıllar geçtikçe, içlerinde kalan yaşanmamışlıklara istinaden küçük küçük çatlamaya başlar ve bu onları bir girdaba sürükler.

İyi Okumalar :)

14.07.2017

Özgür Çakır / Yükşehir  

Yeni yazar ve bir ilk kitap. Dili oldukça anlaşılır kısa kısa öyküler. Biraz daha devam etseydi diyeceğiniz türden. Ve son sayfayı kapadığınızda, kendi yüklerinizi sorguladığınız, samimi, aynı zamanda hüzün gülümsemesi yerleştiren cinsten.
Roman okumayı daha çok seven biri olarak söylemeliyim ki; son zamanlar da okuduğum öykü kitapları, neden öykülere bu kadar ön yargılıymışım sorusunu düşündürdü. Kesinlikle öykü de seviyormuşum ben. Kısalıklarından kaynaklıydı belkide çekincem. Kısa ve daha anlam yüklü oluşları korkutuyordu belki de !! Ama gereksiz bir hüsnükuruntu imiş. Özellikle yeni çıkan öykü kitaplarını takipteyim artık kesinlikle. Okudukça buralarda olacağım. Ve ilk kitap olmaları ayrıca heyecanlı bir durum.

Kitaba gelince: Birbirinden anlamlı 12 öykü. Hayatın taa içinden. Kırgınlıklar, tükenmişlikler, bitişler, işsizlik, her şeye rağmen hayatta kalma çabası.

Altı Çizilenler;

"Yalandan kim ölmüş? Yok, öyle değil, yalandan koca bir ülke ölüyordu." (Syf.15)

 "Hafıza kartı yanmış lan bu ülkenin." (Syf.16)

"Bizler gerçeklik duygumuzu yitirdik. Sizin gerçek sandıklarınız da kalmadı, demeye de gönlüm varmadı."

İyi Okumalar :))