15.03.2017

Filiz Aygündüz / Prens Prensesi Sevmedi

Mutlu sonla biten masallarla büyümek !! Ve bu yüzdendir ki; hayatımız boyunca, sonlarının hep güzel olduğunu varsaydığımız, sonları güzel olacak diye çırpındığımız ve buna kendimizi inandırdığımız masallar yaratırız. Vakit yol aldıkça bunun böyle olmadığını anlamak ise ayrı bir masal bizim için. Gerçek bir masal. Ömrün yaşam diye adlandırılan ince çizgisinde gerçek masallarla karşılaşmak. Ve sonunda dumur olmak !! Hep dumur olmak !!

Kitabın kapağına bakınca, tam da yukarıda ki cümleler peydah oldu zihnimde. Hep inanmak istediklerimize inanıp yaşıyoruz çoğu zaman. Aslında öyle değil !! Biz, bizim dışımızda, bize sunulanı yaşıyoruz. Mantığımız devreye girerse müdahale ediyoruz sadece. O da çok nadir !! (Dipnot: "Yok ben hiç yapmam, mantığım hep devrededir" diye maval okuyan kesimde değilim ben. İnsan her duyguyu ve olguyu, paşa paşa tecrübe eder, ne kadar inkar etse de !!) Duygularımıza yenik düşüp, insanları tanıma, dahil olma, dahil etme, sevme ve düzeltmeye çalışmak ekseninde gidip geliyoruz. Aslında biliyoruz ki; kimse değişmez. Bazı kavramları, kendi benliğimizde deneyip yol almayı başarabilirsek; belki daha sağlıklı ilişkiler kurabiliriz. Ki bu bahsettiğim şey, sadece farklı cinslerin duygusal ikili ilişkileri için geçerli değil. Aile ve sosyal yaşantımızda ki tüm bireyler için öngörebiliriz. Yazar, kitapta ikili ilişkiler üzerine güzel saptamalar yapmış, ismi ne kadar bir masalı anımsatsa da, içeriğin öyle olmadığını söyler, bir göz atın derim.

Kitaba gelince; Deniz, hayattan bezdiği bir gün, sarhoş olmaya karar verir ve bütün gece içer. Ertesi gün rahatsız edici bir kalp çarpıntısı ile kendini hastane de, Doktor Ömer'in karşısında bulur. Ve ne olduysa, o karşılaşmadan sonra olur.

Altı Çizilenler;

"İnsan, sevgisinin sınırlarının ne kadar geniş olabileceğini, onu ortaya çıkaracak kişi hayatına girene kadar bilemiyor sanırım." (Syf.33)

"…hikayelerimiz durumu açıklar, ama duygularımızı değiştirmez." (Syf.83)

"Bir tek gün ölmeyi göze alamadığın için her gün ölmek…" (Syf.192)

"Bilmem kaç sene kendine sormadığın soruları otuzundan sonra gözüne sokunca, lök diye kalıveriyorsun. Soru basit gibi görünüyor ama aslında en zor olanlar da onlar değil mi?" (Syf.211)

"Hesaplı kitaplı, matematik formülleri uygulamak şeklinde gelişmiyordu olay. Hatta bazen insan, olup bitenin farkına her şey bittikten sonra varabiliyordu. Bitmiş bir resmi okumak, yorumlamak gibi…Belki de bazen böyle bitiyordu insanın çocukluğu…Ve belki de böyle böyle yetişkin oluyordu kimi insanlar." (Syf.231)

İyi Okumalar :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder