28.12.2016

Ferit Edgü / Hakkari'de Bir Mevsim

Yıl bitmek üzere. Bu yıl istediğim okuma performansını gösteremesem de; yılın son aylarında Ferit Edgü ile tanışma fırsatı bulduğum için seviniyorum. Bazı kitapların gerçekten zamanı var. Bu kitap uzun süredir kitaplığımda beni bekliyordu, ve nedendir bilmem, 2016'nın son aylarına denk geldi. Belki Hakkari, belki doğu, belki kış olguları bekletti beni; tam da kışın ortasında okumam için !!
Gerçeklerin tokat gibi yüzümüze çarpıldığı, gerçek ile düş arasında gidip gelen satırlar sizi alıp, ülkenin bir ucunda ki topraklara götürüyor. Farklı bir dilin zorluğunu çekmek, farklı bir iklimin soğuğunun yüreğinin taa derinlerine işlemesi, kendi ülkenin topraklarında olup, batıyla arasında ki farkı gerçeklerle tecrübe etmek. Kitabı okurken, sadece kelimelerden bu kadar etkilendiysem, gidip görmek, havasını koklamak, tüm imkansızlıklarına rağmen okumaya çalışan küçük yüreklerle göz göze gelmek kim bilir nasıl yer edecek? Yaşanması gereken bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Ve bir gün, yolumun düşmesini çok istiyorum. Bazen acıları, çaresizlikleri birebir yaşamak, paylaşmak daha çok şey katar insana.

Kitap, 1983 yılında beyaz perdeye uyarlanmış. Genco Erkal başrolde. Belgesel tadında olmuş biraz, fakat izlenesi. Kitaptan sonra mutlaka izleyin derim.

Kitaba gelince; Bir öğretmen. Kara kışın tam ortasında Hakkari'ye sürgün edilir. Zorlu kış şartları, yabancı bir dil, yabancı bir iklim, kültür. Güçlükler karşısında gerçeklerle yüzleşmek.

Altı çizilenler;

"Uzun gecelerde, yalnızlığın gecelerinde, bir de bakarsınız ki, o dilinden anlamadığınız kitap, sizin dilinizden anlamaya başlamış ve size açılıyor." (Syf.33)

"İnsan bildiği ya da bildiğini sandığı bir dilde yazılmış birçok kitabı da anlamayabilir, öyle değil mi?" (Syf.33)

"Ve o an, içimde yazmak isteğini duydum.
  Yazmak...Kime ? Neyi ?
  Hep bilinmeyene yazılmaz mı?" (Syf.48)

"Yolcu, bir gün yolunu yitirirsen, artık eski yolunu aramaya çalışma, yeni bir yol ara kendine." (Syf.77)

"Arada bir insanın kendini bir başkasının yerine koyması gerek. Ve belli bir sürenin geçmesi. Olayları değerlendirebilmek için. Nesnel olabilmek için." (Syf.78)

"Hangi dil, hangi insan dili kolay ki?" (Syf.80)

İyi Okumalar :))

7.12.2016

Laura Esquivel / Acı Çikolata

Uzun zamandır keyfine bu kadar vardığım bir kitap okumamıştım. Kitap biter bitmez, mutfağa attım kendimi. İnsanda bir şeyler pişirme isteği uyandırdığı kesin. :)) Bloga aktarmak biraz zaman alsa da; hala hatırımda ise, beni epey etkilemiş demektir zaten. Kitap "Aşk ve Gurur" ya da "Jane Eyre" gibi aşk kokan klasikleri aratmayacak lezzetteydi.

Ahh, Tita. Sanırım aklımdan çıkmayan kadın karakterler arasında birinci sıraya oturuverdi. Kendine özgü hayat alanı, o hayat alanının kuralları, baskıcı bir annenin ve geleneklerin arasına sıkışmışlığı, tüm bunlara rağmen duygularını kattığı yemekleri ve aşkı. Dili oldukça akıcı. Başlarken nedensiz bir çekincem vardı, fakat sayfalar ilerledikçe yersiz bir çekince olduğunu anladım ve Tita'nın büyülü mutfağına konuk oldum. Kitabın filmi olsa izlerdim diye düşünürken; küçük bir araştırma yaptım ve 1992 yılında, kitapla aynı ismi taşıyan bir film çekildiğini öğrendim. Fırsat bulduğum bir an izleyeceğim. Kitapların ekrana aktarılmasına karşı olsam da; Tita'yı nedense hayal ettiğimin dışında, o mutfakta görme isteği uyandı bende. Kitap kesinlikle tavsiyedir. En kısa zamanda okuyun derim. Okuduktan sonra geciktirdiğime pişman olduğum nadir kitaplardan biri.

Kitaba gelince; Tita, gelenekçi bir anne ve O annenin sözünden çıkmayan iki kız kardeşle yaşamaktadır. Yaşadıkları döneme istinaden, en küçük kızın anneye bakma zorunluluğundan, hayatını O'na feda etmesi çerçevesinde gelişen olaylar.

Altı çizilenler;

"…gülmek de bir tür ağlamaktı." (Syf.17)

"Aşk düşünülmez. Hissedilir ya da edilmez, o kadar." (Syf.28)

"Peki ama ahlak neydi? Samimiyetle sevdiği her şeyden vazgeçmek mi? Keşke hiç büyümeseydi." (Syf.160)

"…bir tek gerçek vardır, o da gerçek diye bir şey olmadığıdır! Gerçek, herkesin baktığı noktaya göre değişir." (Syf.171)

"Eğer özde değişiklik yaratmıyorsa yaptığımız bazı şeylere fazla önem vermemek gerekir." (Syf.200)

İyi Okumalar :))