20.11.2016

Rainbow Rowel / Eleanor & Park

Bazen kapağına ya da bloglarda okuduğum yorumlara kapılıp aldığım kitaplar tam bir hayal kırıklığı. Okumadan karar vermemek için okuyorum, fakat sonra zaman kaybı olduğu için üzülüyorum. "Eleanor&Park“ da bu kitaplardan biri !! Övülecek hiçbir tarafı yok !! Yaşı 15-19 aralığında olanlar okuyabilir !! Onun üstüne kesinlikle çıkmamalı. Ki ben, o yaş aralığının bile bu kitaptan alacağı bir şey olmadığını düşünüyorum !! Bazı yorumlarda; "yetişkinler de okumalı, herkesin alacağı bir şeyler var" şeklinde söylemler vardı, külliyen yalan. İki ergenin birbirine olan ilk aşkı, uzatılmış da uzatılmış. Yazarın bu kitabı yazma amacını acayip merak ettim. Kendinden bir şeyler var mı acaba ? Benim zamanım çok bol, senin söylediklerine kulak asmıyorum diyorsanız, buyrun okuyun...Ama kesinlikle tavsiye etmiyorum.

Kitaba gelince; Eleanor, sorunlu bir üvey babanın olduğu ortamda, kalabalık bir aileyle yaşamaktadır. Mecburiyetten katlandığı şeyler cabası. Yeni taşındıkları yerde başladığı okulda Park ile tanışır. Ve aşkın ilklerini yaşamaya başlar.

İyi Okumalar :))

15.11.2016

Zülfü Livaneli / Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm

Bir Zülfü Livaneli kitabı daha kitaplığımda yerini aldı. Takip ettiğim yazarların kitaplarını, okunacaklar listemde bulunan kitapların aralarına serpiştirmeyi seviyorum. Bazı kitapların belli vakitlerinin olduğunu düşünenlerdenim ben. O vakit gelmedi ise kitap bitmiyor, bir yerlerde tıkanıp kalıyor.
Zülfü Livaneli, kitapları hiç bitmesin dediğim yazarlardan. Dilini, kelimeleri kullanmakta ki ustalığını, duyguları kelimelere aktarma biçimini, konuları işleyişini, sizi meraklandıran olay örgülerini çok seviyorum. Ayrı bir okuma serüveni benim için. Ayrı bir tat. Yazarı seviyor ve hayatı ile ilgili bilgiye sahip iseniz; kitaplarında O'na rastlıyorsunuz bolca. "Anadil" olgusunu özellikle vurguladığı "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm"ü kesinlikle okumalısınız. Yazarı daha önce hiç okumadıysanız "Kardeşimin Hikayesi" ile başlayabilirsiniz Zülfü Livaneli serüvenine.

Kitaba gelince; 12 Mart olaylarından dolayı yurtdışına uzanan bir hayat. Sami Baran. Tedavi olduğu hastanede, yaşamının o noktaya gelmesine neden olan bir bakan ile karşılaşır. Aynı fikirde olduğu arkadaşları ile bakanı öldürme planları yapar. Yok etmek ile bağışlamak arasında ki, görünmeyen, sızlayan ince çizgi.

Altı çizilenler;

"Çocukluğunda yalnız kalan insanlar genellikle bir sanat başarısıyla kendilerini göstermek isterler." (Syf.29)

"…insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil." (Syf.29)

"…hayatı pembe pamuk şekerli bir lunapark olarak gören aptalca iyimserliği…" (Syf.47)

"Anadil öyle bir şeydi ki aynı şeyi başka dilde söylediğinde bütün anlamı, rengi, kokusu yitip gidiveriyordu." (Syf.165)

"Ölmek isteyeni kurtarmak, öldürmekle birdir." (Syf.201)

İyi Okumalar :))