29.09.2016

Özgür Bacaksız / Deli Çocuğun Güncesi

Bazı kitaplar bazı zamanlara çok iyi gelir. Ya da siz kendinizi kandırırsınız. Şu an benim yaptığım gibi. Okurken gaza gelip, her satırı, her kelimeyi notlar alırsınız, altını çizersiniz. Gözünüzün içine girsin diye oraya buraya yapıştırırsınız, ama olmaz. Okurken iyi gelir de, sonrası koca bir muamma.

Değişik bir tarzı var kitabın. İsminde günce geçse de, günce değil. Kişisel gelişim hiç değil, fakat iyi motive ediyor. Tabii bu ruh haliniz yerindeyse öyle. Keyif verdiği, yer yer güldürdüğü ve çokca düşündürdüğü kesin. Vakit bulduğunuzda kesinlikle okuyun derim.

Kitaba gelince; Yazar, hayatın başlıkları altında yaşadıklarını satırlara dökmüş. Güzel de olmuş. Hüzünlerini, yarım kalmışlıklarını, mutsuzluklarını hayatın tabanına çivi çakar gibi anlatmış dobra dobra. Kaçmak isteyip kaçamadıklarımızı, sevmek isteyip sevemediklerimizi görmemizi, dönüp kendimize şöyle bir etraflıca bakmamızı önermiş bir nevi !!

Altı çizilenler;

"Kötü bir şey midir duygu yoğunluğu? Kötü bir şey midir insanın her şeye alışması? Kötü bir şey midir gidenlerin arkasından bakmak?" (Syf.13)

"Ve yıllar sonra biraz da olsa anlamıştım bu karmaşık duyguyu, umut bir düşün başlangıcı, aynı zamanda bir düşün bitişiydi. Hayatın kuralıydı bu, sevmek bazen insanın canını yakıyordu..." (Syf.16)

"Modern dünyadaki ilk ruhsal ilaç, insanın aynaya ve kendine bakmasıdır. Kendi yerini ve tımarhanesini, yalnızlığını, gerçeklerini bilmesidir, deli olduğunu kabullenmesidir. Bunun dışındaki her kaçış yine kendini arayıştır." (Syf.22)

"Ömrünün en mutlu döneminden faydalanmazsan, hayat tarlan hep çorak kalır." (Syf.33)

"Uzaklaş tüm korkulardan, insanın hayatı yaptığı seçimle belirlenir. HIrs yapmadan yavaş yavaş süzül..." (Syf.37)

"İnsanlar dikenli çalıdır diyorum sana! Yangın çıkarmayı, hayallerini yakmayı severler." (Syf.43)

"Birileri vardır, hep sonradan gelirler, onlara inanırsınız, hayatınızı teslim edersiniz, onlar sizi hiç anlamaz, bir serçe gibi terk eder ruhunuzu." (Syf.64)

"Gerçek zenginliği soruyorsanız kimse bilmiyor, ama gerçek zenginliğimiz peşinden koştuklarımız değil, peşinden koşarken kaybettiklerimizdir. Bizler bir mana arayışında tüm manaları kaybeden boş ruhlarız." (Syf.89)

"Bir insan bütün dünyayı kazanıp kendi ruhunu kaybederse ne kazancı olur?" (Syf.101)

"Şimdi ruhu yorgun insanlar olduk, sistemin meşhur köleleriyiz. Nefretimizi, hırsımızı, çılgın egomuzu tutabilene aşkolsun!" (Syf.101)

"Ve gitmek daima bir cevaptır bu dünyaya." (Syf.127)

İyi Okumalar :))

27.09.2016

Zoran Zivkovic / Başka Zaman Kütüphaneleri

İnsan bazen her şeyden uzak kalmak istediğinde sığınacak yerler arar ya; şu ara ben de aradım ve buldum. Kanepe, kahve ve kitap. Şu ara, bu üçlü ile iyi bir birlikteliğim var. Bu yıl ki kitap hedefimi tutturamayacak olsam da; biraz hızlanıp, en azından okumak istediğim birkaç kitabı daha, yıl sonuna kadar okuyabileceğim.

Tabii ki itiraf ediyorum; biraz daha hızlı ilerleyen kitaplar seçiyorum şu ara. Hızlanmak adına, kafayı biraz daha hızlı toparlamak adına, kitaplara daha yoğun gömülüp dış dünya ile tüm bağlantıyı kesmek adına. Kitaplığıma göz atarken "Başka Zaman Kütüphaneleri" çarptı gözüme. Birkaç arkadaşımın tavsiyesi idi zaten. O zaman daha fazla bekletmeyip okuyayım dedim. Çok güçlü bir hayal gücü ile yazılmış kitap. Belki rastlamak istemeyeceğimiz, ama acaba yaşasak nasıl bir psiklojide olurduk diyebileceğimiz türden. 

Kitaba gelince; 6 adet öykü. Hayal gücünün sınırlarını zorlayan öyküler. Hepsi birbirinden ilginç, hepsi birbirinden akıcı. Ben en çok Cehennem Kütüphanesi'ni sevdim. Öyle ki; keşke dünyanın adalet çerçevesinde verdiği tek ceza "kitap okumak" olsaydı.

Altı çizilenler;

"…bir insan neden gereksiz yere kendini mutsuz kılsın ki? Olağadışı şeyler, hiçbir açıklamaya gidilmeksizin oldukları gibi kabul edilmeliydiler. Bu tür şeylerle yaşamanın en kolay yolu da buydu." (Syf.28)

"…ne pahasına olursa olsun her şeye bir açıklama getirme çabalarımdan o zaman vazgeçmiştim. Sağduyu şapka çıkarılacak bir şeydir, ama insan her zaman aklıselime bel bağlayamaz. Bazı zamanlar bir muammayı kabul etmek çok daha mantıklı ve gerekli olabilir. Böyle bir kabullenme bazen insanın kellesini bile kurtarabilir, bu da azımsanacak bir şey değildir." (Syf.30)

"…hani bir kelime dilinizin ucuna gelir de bir türlü anımsayamazsınız ya öyle bir şeydi işte." (Syf.71)

İyi Okumalar :))

23.09.2016

Khaled Hosseini / Uçurtma Avcısı

Kaplumbağa hızında okuduğum bir kitabı daha bitirdim. Bu yılı da 20 kitapla sonlandıracağım galiba. Öyle anlar var ki; siz sayfalara bakıyorsunuz, sayfalar size !! Bir sayfayı tekrar tekrar okuyorsunuz da; yine de bir şey ifade etmiyor !! Nedenini biliyorum elbet !! Kabuk bağlayan yaralarınızı yeni sulara doğru açar iseniz olacağı bu !! :)) Yara ıslandı bir kere, yine yeniden kabuk bağlamasını beklemek gerek...

Kitap uzun zamandır raflarda. Ve eminim, epey bir çoğunluk tarafından okundu. Buna istinaden; beğenildi ve illa ki eleştirildi. Elimde uzun bir süre kalmasına rağmen, ben beğenen taraftayım. Sıcacık, içten. Dostluk, arkadaşlık, aile ilişkileri, her şey var kitapta. Bazen ruhunuzu okşayan şeyleri okumak iyi geliyor.

Kitaba gelince; Emir ve Hasan. Kabil'de yaşayan iki yakın arkadaş. Etnik köken farkından dolayı yaşadıkları kötü olaylar ve bulundukları yerin zaman geçtikçe savaş kaosuna girmesiyle ayrılan iki yakın arkadaş. Yıllar sonra kesişen yollar, sevgiler, acılar.

Altı çizilenler;

"Çocuklar boyama kitabı değildir. Onları en sevdiğin renklere boyayamazsın." (Syf.26)

"Özü sözü doğru olanların ortak yönü de budur: Karşısındaki kişinin de içten konuştuğunu sanırlar." (Syf.65)

"Sonuçta, mutlaka dünya kazanır. Düzen böyle." (Syf.119)

"…mutlu geçmişin kusursuzca mumyalanmış bir parçası; yaşamlarımızın dönüştüğü bu gri, boş tuvale atılan rengarenk bir fırça derbesi." (Syf.146)

"…zaman çok açgözlü bir şey- bazen, bütün ayrıntıları çalıp kendine saklıyor." (Syf.255)

"Yalan söylediğinde, bir insanın gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın." (Syf.367)

İyi Okumalar :))