27.09.2016

Zoran Zivkovic / Başka Zaman Kütüphaneleri

İnsan bazen her şeyden uzak kalmak istediğinde sığınacak yerler arar ya; şu ara ben de aradım ve buldum. Kanepe, kahve ve kitap. Şu ara, bu üçlü ile iyi bir birlikteliğim var. Bu yıl ki kitap hedefimi tutturamayacak olsam da; biraz hızlanıp, en azından okumak istediğim birkaç kitabı daha, yıl sonuna kadar okuyabileceğim.

Tabii ki itiraf ediyorum; biraz daha hızlı ilerleyen kitaplar seçiyorum şu ara. Hızlanmak adına, kafayı biraz daha hızlı toparlamak adına, kitaplara daha yoğun gömülüp dış dünya ile tüm bağlantıyı kesmek adına. Kitaplığıma göz atarken "Başka Zaman Kütüphaneleri" çarptı gözüme. Birkaç arkadaşımın tavsiyesi idi zaten. O zaman daha fazla bekletmeyip okuyayım dedim. Çok güçlü bir hayal gücü ile yazılmış kitap. Belki rastlamak istemeyeceğimiz, ama acaba yaşasak nasıl bir psiklojide olurduk diyebileceğimiz türden. 

Kitaba gelince; 6 adet öykü. Hayal gücünün sınırlarını zorlayan öyküler. Hepsi birbirinden ilginç, hepsi birbirinden akıcı. Ben en çok Cehennem Kütüphanesi'ni sevdim. Öyle ki; keşke dünyanın adalet çerçevesinde verdiği tek ceza "kitap okumak" olsaydı.

Altı çizilenler;

"…bir insan neden gereksiz yere kendini mutsuz kılsın ki? Olağadışı şeyler, hiçbir açıklamaya gidilmeksizin oldukları gibi kabul edilmeliydiler. Bu tür şeylerle yaşamanın en kolay yolu da buydu." (Syf.28)

"…ne pahasına olursa olsun her şeye bir açıklama getirme çabalarımdan o zaman vazgeçmiştim. Sağduyu şapka çıkarılacak bir şeydir, ama insan her zaman aklıselime bel bağlayamaz. Bazı zamanlar bir muammayı kabul etmek çok daha mantıklı ve gerekli olabilir. Böyle bir kabullenme bazen insanın kellesini bile kurtarabilir, bu da azımsanacak bir şey değildir." (Syf.30)

"…hani bir kelime dilinizin ucuna gelir de bir türlü anımsayamazsınız ya öyle bir şeydi işte." (Syf.71)

İyi Okumalar :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder