18.05.2016

Hakan Karakaşoğlu / Mumsema Han

Kitap Eminönü, Kapalıçarşı, Tahtakale ve Beyoğlu arasında geçtiği için bile okunmaya değer bence. Sadece bu mekanlara gittiğimde kendimi İstanbul'da hisseden ben, kitabı okurken tarihi yarımada turu attım bir nevi. Yazarın ilk romanı, naçizane bir okur olarak ben çok beğendim. Kitap karakteri Adem'e ise hayran oldum. Kitabın dili gayet naif. Sizi ilk sayfadan alıyor son sayfaya kadar  hiç sıkmadan götürüyor.
Kitabın kapağına ayrıca hayran oldum. Biraz da mesleki bir merakla inceleyip beğendiğim kapaklar arasına girdi. Kitabın hikayesine ve geçtiği mekanlara istinaden uyum içinde. Ben kendi adıma söyleyebilirim ki; yazarın yeni çıkacak olan kitaplarını dört gözle bekliyor olacağım.

Kitaba gelince; Adem, ailesini küçük yaşta trafik kazasında kaybetmiş. Çelişkileri, hayata karşı çekinikliği ve tüm korkuları ile hayata tutunmaya çalışmış. Eminönü'nde bir hana yolu düşen 'Adem'in hikayesi.

Altı çizilenler;

"Kurtulmak için kendimizden feragat etmemeliyiz. Aksi takdirde kurtulmuş değil, tüm ruhumuzu sarmalayan bir yalanın içinde kaybolmuş oluruz. Biz inadına, daha çok kendimiz olmalıyız." (Syf.18)

"Bazı günler vardır, bilirsin, hızla akar gider zaman ve o zamanlar ne eksiltir, ne doldurur seni. Dokunmaz, geçer gider yanından ama sen onu açık kalmış pencereden esen rüzgar zannedersin." (Syf.59)

"Merhemi olmayan acılar çekerek kabuklarımızı kırmak zorundayız." (Syf.59)

İyi Okumalar :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder