30.10.2015

Berna Durmaz / Bir Fasit Daire

Bazı kitaplar bazı vakitler iyi gelir ya insana; bana da bir nebze iyi geldi bu kitap. D&R ve Can Yayınları'nın kampanyasından almıştım. İyi ki almışım. Üstelik tüm Berna Durmaz kitaplarını da ekledim okunacaklar listeme. Bir mahalle düşünün, kederleri, yalnızlıkları, yoksulluğu; fakat bir o kadar da neşesi, cümbüşü. Öldüğünü kabullenemeyip, hayatının bir parçası olan zurnasını emanet edeceği kişi gelince gözlerini kapatan Cemafer, aslında çok şey anlatıyor bize. Hayat kolay yaşanıp, kolay tüketilir oldu. Oysa ki çok zor ve bir o kadar değerli. Gözler kapanmadan bilebilene ne mutlu. Zurnayı emanet alan Zarif ise öykülerde beni benden alan karakter. Hayata karşı duruşu, vurdumduymazlığı, sevdası…Bunlar sadece yer eden karakterler, kitapta var olan tüm karakterler bir cız bırakıp gidiyor öyküden. Berna Durmaz kesinlikle okunmalı der, öykü seven herkese tavsiye ederim.

Kitaba gelince; Konusu ve karakterleri birbirine bağlı 13 öykü yer alıyor kitapta. Dünyanın acı tatlarını, zulmünü ve aynı zamanda neşesini yaşayan bir mahalle ve biribirinden hisli karakterler.

Altı çizilenler;

"…ne ki dünya. Ağızda kalan bir acı tattı işte, başkaca ne?" (Syf.19)

"Ne yüzler ne insanlar gelir geçer de bir zulüm kalır yeryüzünde. Bir Fasit dairedir zulüm, kuyruğunu yutmuş yılan...Döner döner tekrarlanır, döner döner tekrarlanır, döner…" (Syf.24)

"Sözcükler kaybolunca düşünce de kalmıyordu yerinde. Her şey unutulunca da yaşamın değeri piç gibi kalıyordu ortada." (Syf.67)

İyi Okumalar :))

26.10.2015

Ayfer Tunç / Dünya Ağrısı

Suzan Defter'den sonra ikinci Ayfer Tunç kitabı. Kitabı sevdim sevmesine de; biraz ağır ilerliyor sanki. Aslında hızlı okunuyor, akıcı bir dili var, fakat konu ayrıntının dibine vurarak seyrediyor. Belki de olması gerekendir. "Dünya Ağrısı" sonuçta, iki kelimeyle anlatılacak değil ya! Sıkıldığım zamanlar da oldu, çok sevdiğim anlarda. Kitapta ki kahramanın iç dünyasında ki gelgitleri, fırtınaları, savaşları görmek demek, kendi iç dünyanızın satırlarını oluşturmak demek. Bir insanın yolcu olmak isterken, hayatın, kapımızı çalmadan getirdiği zorunluluklardan dolayı hancı olması, ister istemez bir iç hesaplaşmaya yol açıyor !! Geçtiği dönemde ki toplumsal yapı, insanların önem verdiği değerler, küçük bir insan topluluğunun yaşananlara bakış açıları…Hangimiz dünyanın ağrısını hissetmedik ki ?? Ağır da ilerlese; kitap kesinlikle okunmalı. Bende olduğu gibi sizde de çok ayrı bir tat bırakacağı kesin. Okunacaklar listesine şimdiden iki adet Ayfer Tunç kitabı daha eklendi bile. 

Kitaba gelince; Mürşit, babası hastalanıp öldükten sonra yaşadığı küçük şehirde, babadan kalma oteli işletmeye başlar. Hayatını yolcu olarak geçirmeyi hayal ederken, hancı olmasının Mürşit'in üzerinde ki yansıması.

Altı çizilenler;

"Hikayeler insanı kendi kuyusundan çıkarır, başkalarının kuyularına atar." (Syf.12)

"Hayat başı sonu belirsiz, bulut gibi dağınık, ansızın yön ve biçim değiştirme yeteneğine sahip bir şey. Hayat tanımlanamayan bir şey. Hatta belki sadece bir fikirdir hayat, daha ötesi değildir. Böyle tanımsız bir bulutta nasıl bir yol olabilir ki?" (Syf.19)

"…inanmak dayanak olabilir, sonsuz hayata inanmak bu kısa ama acılı dünyaya tahammül etmenin en mümkün yolu." (Syf.64)

"İnsan, ruhuna batan bir bıçakla yaşıyor olmasa, boğuntusundan kurtulmak için kendine yeni boğuntular icaat eden bir şehre niye gelsin?" (Syf.72)

"Yaşamanın sebebi yok…Sebebi biz uyduruyoruz. Yaşamak bu demek, hayat denen bu şeyi sürdürebilmek için sebep yaratmak." (Syf.105)

"Yaşattıklarını hiç yaşatmamışçasına unutarak kurtulabileceğini sanır bir çocuk. Ama unutmak diye bir şey yok, unuttuğunu sanmak var, çocukluk mazeret olamıyor." (Syf.122)

"Anlatmak acıyı gidermiyor, ama uyuşturuyor." (Syf.143)

"Hayat dediğin dünya üzerinde bir arayış. İnsan ne aradığını de bilmiyor işin kötüsü…bulsan da bir bulmasan da. Belki pes etmek en iyisidir." (Syf.181)

"Ruhunu katman katman açarsın, ama çekirdeğinde öyle bir kor vardır ki, kendin bile dokunamazsın." (Syf.181)

"Dünyada dünya ağrısını dindirecek bir yer var mı? Yok. Dünyanın kendisi ağrı." (Syf.237)

İyi Okumalar :))

20.10.2015

Hakan Bıçakcı / Hikayede Büyük Boşluklar Var

Sanırım eski performansımı kazanıyorum. Okuma hızımı biraz sekteye uğratsam da, son zamanlarda okuduğum akıcı kitaplardan dolayı biraz ivme kazandı sanki.
Okuduğum üçüncü Hakan Bıçakcı kitabı. Ve yine yanılmadığım güzellikte satırlar. Yazarın hayatın her noktasında yaptığı gözlemleri büyük bir ustalıkla kitaplarına aktarması gerçekten başarılı. Üstelik bunu öykülerle bize sunması en güzel yanı.
Görmek, bazen tek başına yetmeyebiliyor. Önemli olan gördüğünü farkedebilmek !! Fakat bazen farketmek de yeterli olmayabilir; farkettiğini sindirebilmek, sindirdiklerinle kendi kendini eleştirebilmek gerek. Öyle zamanlarımız var ki artık; başka hayatların gölgesini dahi taklit eder olduk !! Çok zor değil; sadece biraz kendin olmak !!! Kitap kesinlikle tavsiye. Ve son olarak, şu sürekli hayıflandığımız hayatta önemli olan tek şey; hayallerin de gerçeklerin de Eminönü olması. :))

Kitaba gelince; Hayatınızın bir kesitinde deneyimlediğiniz için; kimi zaman güldüğünüz, kimi zaman düşündüğünüz öyküler yer alıyor kitapta. Zorunlu haller, davranışlar, çelişkili ilişkiler, zorunluymuşuz gibi yaşanan hayatlar, sosyal medyanın öldürdüğü "gerçek sosyalliğimiz", kalıplaşmış toplum tabularına ayak uydururken ortaya çıkan trajikomik hallerimiz, hayat için tasarladığımız ile gerçeğe dönüşenin aykırılığı ve bu aykırılığın getirdiği sessiz hüzünler, anlık egolar için kırılan kalpler…

Altı çizilenler;

"Ömrüm ayıp olmasın diye diye geçip gidiyordu." (Syf.17)

"Kendi kendimeyken çok güzel anlatıyorum da. Oturup biriyle konuşayım dediğimde olmuyor. Aklımdakinin onda biri, içimdekinin yüzde biri anca dile geliyor. Gerisi içimde kalıyor. Kendinden de sıkılıyor insan bir süre sonra. İyi anlaşmak yetmiyor bazen." (Syf.23)

"Yaşlanınca böyle mi oluyor? Gençken küçük görme lüksüne sahip olduğu topluma dahil olabilmek adına çırpınmaya mı başlıyor insan?" (Syf.61)

"Büyük bir felaket olsa hayat dururdu. Önce hayat dururdu, sonra insanlar durmuş olan hayatın içinde bir yerlerde ağlaşırlardı." (Syf.110)

İyi Okumalar :))

19.10.2015

Barış Çağrı Genç / İçindeyim

Epeydir öykülere biraz ara verip roman okumak istiyordum. Beni kitaplığımda bekleyen "İçindeyim" ile güzel bir dönüş yaptım roman dünyasına. Okuduktan sonra, neden bu kadar bekletmişim hayıflanmamı tabii ki yaptım.
Aslında hiç unutmamamız gereken duygu, düşünce, değer yargılarını hatırlattı kitap. Sayfadan sayfaya geçerken, insani olguların aslında küçük küçük noktalarda olduğunu görmek sizi biraz sızlatıyor. Zormuş gibi görünen şeyler aslında, biraz görmek ve yerine koymakla çok kolay hale gelip, anlaşılabilir. İnsanları, yaşadıklarını, dertlerini, mutluluklarını iletişim halindeyken, karşılıklı konuşurken, göz teması ile anlayabilmek çok zor değil aslında. Ama illa ki yaşayıp öğreneceğiz diyoruz bazen !!  Bizim unuttuğumuz, bize sunulan şu aciz vücudun içinde atan bir kalbimizin olduğu, ki o kalp sadece kan pompalamıyor emin olabilirsiniz !! Hayatın bazı anlarını, zorluklarını yaşamadan da hissedebilme yetisine yeteri miktarda sahibiz; sadece kendi dünyalarımıza dalıp, bu yetiyi unutuyoruz. Ben merkezcilikten boğulmak üzere olduğumuzun bile farkında olamıyoruz bazen.
Kitaba ilk başladığınızda, fantastik yönü biraz daha göze çarpsa da, sayfalar ilerledikçe, size vermek istediği noktalar daha çok çarpıyor. Uzun bir hayatın, kırmızı kalem ile altını çizmemiz gereken önemli satırları gibi karşınıza çıkıyor. Kesinlikle okunmalı.

Kitaba gelince; Selim Mert Duru normal seyrindeki hayatına devam eder iken, farkeder ki; berberde traş olduğu andan itibaren kendini farklı bedenlerde buluyor, taa ki bir daha ki berber koltuğuna oturana kadar. 

İyi Okumalar :))

15.10.2015

Murat Özyaşar / Sarı Kahkaha

Ayna Çarpması'ndan sonra hemen başladığım yazarın ikinci kitabı kesinlikle okunmaya değer. Tüm öykülerinde sarı kahkahalar atan satırlar hissiyatınızı hareketlendiriyor. Kitabı ilk aldığımda ben de merak ettim; bir anlamı varmıydı "Sarı Kahkaha'nın ? Var imiş. Kitabın arka sayfasında çok güzel bir cümleyle belirtilmiş; "Herkes ölüsünün ardından kahkaha atar, işte bu krizin, işte bu kahkahanın adıymış sarı kahkaha." Murat Özyaşar, yeni kitaplarını dört gözle bekleyeceğim yazarlar arasında. Kitapla alakalı eleştirilecek tek şey kapağı !! Gazete kağıdını andıran, içteki beyaz kapağa tutturulan sarı kapağı hiç sevmedim.

Kitaba gelince; Birbirinden anlamlı, yoğun duygulu 10 öykü. Ayırt edememekle birlikte; "Kepenk", "Yan" ve "Felç" en yer edenler oldu. Öykü severlerin es geçmemesi gereken bir kitap.

Altı çizilenler;

"Camlara niçin yazı yazar insan, eriyeceğini bile bile. Eriyeceğini bile bile, camlara için için yazı yazar insan." (Syf.15)

"Duydum, sessizlik de kulaklarla duyulan bir şeymiş. Gördüm, karanlık da görülen bir şeymiş. Durduk. Durunca lal oldu dünya, yanımızdan yöremizden aktı hayatlar." (Syf.17)

"Cümlelerin anlamları yoktur, anlamların cümleleri var. Her anlamın bir cümlesi olmadığı için de hikayeler var…" (Syf.21)

"Biliyorum dünya güzeldi, ama bana değil." (Syf.35)

"…dünya karışıksa, insan karmakarışıktır." (Syf.82)

İyi Okumalar :))

5.10.2015

Murat Özyaşar / Ayna Çarpması

Yeni yazar keşiflerine devam. Benim için yeni yazar demek; yeni harfler, yeni kelimeler, yeni cümleler demek…Yeni heyecanlar, yeni hüzünler, yeni sevinçler demek…Hayatıma giren yeni kahramanlar demek…Yazarı, son zamanlarda raflarda ve sosyal medyada patlayan "Sarı Kahkaha" ile keşfettim. Kapağı ile bir hayli ilgi çekmesine rağmen, yazarın ikinci kitabı olduğunu öğrenince ilk kitabından başlamalıyım düşüncesi ağır bastı. Hiç pişman olmadım. Kelimelerin bir nehirden oluk oluk aktığı hoş bir zaman dilimi idi benim için. Sevgili yazarı ilk kitabı ile tanımak güzel bir tecrübe oldu. Öykü severlere kesinlikle tavsiye. Şimdilerde "Sarı Kahkaha"yı okuyan ben yakın zamanda yine buralarda olacağım.

Kitaba gelince; Doğduğu toprakları satırlara taşıyan yazar, kitapta bulunan 12 adet öyküye; parçalanmaları, yok oluşları, var olma çabalarını aktarmış. Hayatın taa içinden…

Altı çizilenler;

"Oysa unutmak isteyip de O'nu hatırlayan hep ben!" (Syf.25)

"Mademki insan bir gecikmedir şu dünyada, kavuşmak fiilinin üstünde ancak ve ancak güzel atlar koşabilir. Madem, gitmekten başka gidecek yerim yok, düğmelerimi ilikleyip öylece çıkmalıyım karşıma. Paltomuda almalı, üşüyebilirim. Malum, mevsim kış." (Syf.49)

"Bir zamanlar doğru sandığım, şimdiki pişmanlıklarıma dönmek için yoldayım. Sizden de biraz tuz var yanımda." (Syf.51)

"Cebimde kış taşları biriktiriyorum daha da uzağa gitmek için." (Syf.52)

"N'eyledim, ben bu uzağa uzak olayım için mi geldim ?" (Syf.53)

"Bazı sözleri söylemek, yapmaktan zordur…" (Syf.63)

"…insanın yarası sağken anlaşılmalı." (Syf.77)

"Ayna ve kutu: Hep kırılan bendim karşısında." (Syf.79)

İyi Okumalar :))