25.08.2015

Yaprak Öz / Şeytan Disko

Uzun zaman sonra beklenen yazar ve beklenen kitap. "Berlinli Apartmanı"nın tadı damağımda kaldığı için; sürükleyiciliği tahmin edilen bir kitap daha dört gözle bekleniyordu. Ve beklenti tabii ki yine karşılandı. Sevgili Yaprak Öz, bizi yine film tadında, bol gerilimli elinizden bırakamayacağınız satırlara taşımış.
Şahsi fikrim ve tercihim olarak şiir pek sevmediğim için yazarın şiir kitaplarını okumadım. Fakat gerilim/polisiye tadındaki iki romanını da kesinlikle tavsiye ederim. Olayların birbirine bağlanışı, mekan tasvirleri, insan ilişkilerini barındıran satırlar gayet yerinde. Öyle ki; hayal gücünüzü hareketlendirip kitabın kahramanı olabiliyorsanız elinizde iyi bir gerilim romanı var demektir. Üçüncü romanı dört gözle bekliyorum. Fakat siz siz olun, kitabı benim gibi evde yalnız ve gece okumayın. :))

Kitaba gelince; Yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle eşinden uzaklaşmış, belirsiz bir çıkmaza girmiş olan Deniz'in, yıllar önce yaşadığı ve bir sır olarak saklamak zorunda kaldığı gerçek, zihnini daha çok meşgul etmeye başlar ve bu gerçekle birlikte yaşadığı psikolojik sorunlar içinden çıkılmaz bir hal alır ve O'nu uzun bir yolculuğa çıkarır.

İyi Okumalar :))

19.08.2015

Stefan Zweig / Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Satranç'tan sonra ikinci Zweig kitabı da okundu ve kitaplığımda yerini aldı. Satranç kitabını kendimi zorlayarak bitirmiştim. Sanırım okuduğum zamanın biraz yanlış olmasından dolayı sıkılmış idim. Almam gereken anekdotları almış olmamla birlikte, yine de beni çok fazla kendine çeken bir kitap olmamıştı. 
Fakat bu kitap, bir kadının aşka karşı serzenişti olmasından dolayı belki de (!), beni mest etti. Yazılan satırlarda, dile getirilen aşk, içtenlikler, kırgınlıklar bir hayli duygu yüklü. Fakat burda ilgi çekici olan asıl yan; Stefan Zweig'in bir kadının duygularını kendi yaşamışcasına satırlara bu kadar gerçeklikle aktarabilmesi. Böyle bir düşünceye en son Kürşat Başar / Başucumda Müzik kitabında varmıştım. Bir erkeğin, bir kadının yaşadığı aşkın derinliklerini satırlara böyle birebir yaşamışcasına aktarması zor olsa gerek. Yazılabilir diye düşünenler vardır belki; fakat ben çok kolay birşey olduğunu düşünmüyor ve takdir ettiğim bir yazın olduğunu belirtmek istiyorum. Aynı zamanda modern klasiklere de giren kitabı, uzun öykü sever tüm okurlara tavsiye ediyorum.

Kitaba gelince; Bir yazara "Sana, beni asla tanımamış olan sana" hitabıyla gönderilen uzun bir mektup, sizi, yıllarca karşılıksız sevdiği adama derin duygularını anlatan bir kadının satırlarına taşıyor.

Altı çizilenler;

"Sadece yalnızlık çeken çocuklar tutkularını bütünüyle, dağılmaksızın koruyabilirler, ötekiler, duygularını başkalarıyla beraberlik atmosferinde gevezeliklerle harcarlar, yakınlıklarla köreltirler, aşk hakkında çok şey okumuşlardır, duymuşlardır ve aşkın ortak bir kader olduğunu bilirler." (Syf.12)

"…insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur." (Syf.20)

İyi Okumalar :))

14.08.2015

Sema Kaygusuz / Barbarın Kahkahası

Uzun zaman sonra yeni yazar ve yeni bir kitap. Her yeni kitap, yeni bir hayat tecrübesi gibi. Okuduklarınız, anladıklarınız, yeni tanıştığınız karakterler size farklı pencereler açmakla kalmıyor, farklı yollara farklı açılardan ışık tutabiliyor. Kitap yolculuğunuzda tanıştığınız her yeni yazar eve gelen misafir gibi aslında. Muhabbetinden hoşnut iseniz; saatlerce sohbet eder, ayrılık vakti geldiğinde yeniden görüşme planları yaparsınız. Fakat tat almadıysanız, biraz ittirmeyle devam eder sohbet ve hitap eden bir tat yok ise yarıda kesilir. Sema Kaygusuz ise eve tekrar misafir etmekten hoşlanacağım bir yazar oldu. Bölüm bölüm yazılmış olan roman, her bölümde farklı bir içsel hesaplaşmaya değinmiş olsa da, bölümler birbirinden bağımsız gibi görünse de, bittiğinde kafanızda oluşan bütünlük sizi şaşırtıyor. Ve biliyoruz ki; herkesin etrafa gülücükler dağıtırken içinde kanayan, kabuk bağlamamış yaraları var. Kesinlikle okunası bir kitap.

Kitaba gelince; Mavi Kumru Moteli'nde kalan bir grup insan, otelde yaşanan bazı garip olaylarla, birbirleriyle daha fazla iletişim kurmaya başlar ve her birey kendi iç dünyasına girip, kendine ait olguları tartar. İç hesaplaşma, otokritik, biraz gerilim, biraz polisiye.

Altı çizilenler;

"Hayvanın gözü var ama ifadesi yok. Dakikalarca avucumda ifade aradım. Bu bile insan hilesi. Acıyı göremeyince canı yanmıyormuş gibi düşünüyorsun." (Syf.34)

"Sıradan bir olumsuzluğu büyük acılardan kalan deyişlerle anlatırsan, asıl keder görünmez hale gelir." (Syf.39)

"Koklamadan, değmeden, tatmadan, işitmeden bakanlar, sadece bakanlar, gerçeği gördükleri kadar zannederler." (Syf.60)

"…gaibe karışan hayalettir çocukluğumuz. Kimi zaman matem havasında, kimi zaman nostaljik içlenmeyle yad ettiğimiz çağ, zannedildiği gibi çocukluğumuz değil, bağrımızda saklı çocuksuluğumuzdur." (Syf.124)

İyi Okumalar :))




7.08.2015

Yekta Kopan / Kara Kedinin Gölgesi

Her Yekta Kopan kitabı bittiğinde; "baştan mı başlasam?" hissi var bende. Kendine özgü öykü dilini çok seviyorum yazarın. Sizi hiç zorlamadan akıp gidiyor satırlar. Bu kitap yazınsal olarak biraz daha farklı idi. Şiirsel bir dil kullanmış yazar. Bir solukta okuyabileceğiniz neredeyse tek sayfalık öyküler. Yekta Kopan'ın kitaplarını okurken elimden kalemi bırakamıyorum. O kadar içe işleyen satırları var ki; altını çizip not etmeden duramıyorum. Ara ara açıp okumak, yeniden okurken ki hissi yaşamak ayrı bir haz benim için. Kitap okumak kadar yazmak da büyük bir keyif bence bir okur için. Kitaplığımda kalan son Yekta Kopan kitabı "Karbon Kopya". Onuda okuduktan sonra yazarın yeni kitaplarının yolunu gözleyeceğiz artık. Öykü severlere tavsiye.

Kitaba gelince; Sizi sıkmayan kısa kısa, birbirinden hoş 26 öykü. Hepsini sevmeme rağmen; Kırmızı Kurdele, Çıkmaz Sokak ve Kestane aklımın hep bir köşesinde olacak. 

Altı çizilenler;

"Yazmayan kalem öldürür. Kan da kurur, mürekkep de..." (Syf.9)

"Oysa kekeme bir aşk, aslında en çok konuşmak isteyen aşktır." (Syf.15)

"Geçenlerde ruhuma sıkışmış bir ödevi kustum çalışma masamın üstüne. Yapılmamış bir ödev; bir soru. Uzun uzun düşündüm ve cevabı buldum geç de olsa: Hafızadan silinen her anı, biraz daha özgürleştiriyor insanı..." (Syf.27)

"…aşk bir şehir, duygular da o şehrin her köşesine kadar uzanan sokaklar…" (Syf.47)

"…çekiçle vurulsa bile kırılmaz sır cevizlerinin kabukları." (Syf.59)

İyi Okumalar :))


3.08.2015

Füruzan / Benim Sinemalarım

Bahar bittiğine göre tembelliğimin bahanesi de kalmadı. Kitapları okuyup bir kenarda bloga eklemek için istiflemek huy oldu bende. Şu tembelliği üstümden attığım bir yazı olsun inşallah ve devamı gelsin artık.

Yine bir Füruzan kitabı beni benden aldı. Karaterlerini bu kadar canlı tutup, taaa içime gönderen yazarların ayrı yeri var bende. Füruzan tüm kitaplarını okuyacağım yazarlar arasında ve kesinlikle tavsiye. Okuduğum ikinci öykü kitabı. "Sevda Dolu Bir Yaz"ın tadı damağımda kaldı derken; ona şimdi birde "Benim Sinemalarım" eklendi. Her karakterin bizden olması bir yana; içimden, taa derinlerden, gizli saklı kalmış yaraları gün ışığına çıkarıp, derin ve bir o kadarda anlamlı bir gülümse yansıttıysa yüzüme o güzel satırlar, mutlaka okumalısınız diyeceğim kitaplardan biri. Öykü seviyor iseniz; Seyyid ve Cennet ile tekrar karşılaşmak adına kitaplığınızın bir köşesinde bulunsun.

Kitaba gelince; Altı uzun öyküden oluşuyor kitap. Kabullenilmeyen hayatlar, çocukluk heyecanları, yalnızlıklar, benliklerin iç savaşları, çocuk yaşta büyümüş kocaman yürekler, ilk yürek atışları, vurdumduymazlıklar ve karşı duvarlar. 

Altı çizilenler;

"Her çıkıntının ötekine uymazlığı…" (Syf.65)

"Kim kime acıyordu ki şu dünyada…" (Syf.222)

"Günümüzü gün edelim derken insanlıktan çıktık. Korkaklıktan sevmediğimiz, sevemediğimiz insanlara gülümsüyoruz." (Syf.225)

İyi Okumalar :))