20.07.2015

Cemil Kavukçu / Uzak Noktalara Doğru

Sevgili Barış Çağrı Genç'in tavsiyesiyle okuduğum Cemil Kavukçu'ya neden bu kadar geç kaldığımı sorguluyorum. Ayrıntıları seven bir okur olarak; "tam da benim yazarım" diyebiliyorum. Hüzün, düş, aşk tüm ayrıntılılarıyla yansımış satırlara. Diğer kitaplarını evdeki kitaplık dolup dolup taşsa da ekleyeceğim kitaplığıma. Evde biriken şey kitap olsun yeter ki !! Samimi söylemlerin yer aldığı öyküler beni cezbediyor diyorsanız; mutlaka okumalısınız. Yazarın da dediği gibi; Bazen "vites atmak" gerek…

Kitaba gelince; 1995'de yayınlanan kitap, Sait Faik Hikaye Armağanı ödülünü almış. Küçük bir kasabada yaşayan gençlerin düşlerini, tutkularını, aşklarını konu almış öyküler barındırıyor.

Altı çizilenler;

"Kaçınılmaz olan şeyler vardır; yaşlanma gibi, ölüm gibi, değişim gibi…" (Syf.26)

"Günlerin kısalmaya başladığının ve doğanın uzun bir kışa hazırlandığının ayrımındayım. Ne güzel, diyorum. Sigara yok, içki yok (bir ara neydi o, bağımlılığa doğru hızlı sürükleniyordum), karabasanlar yok, tartışmalar, kavgalar yok. TV programları, asık yüzlü gazeteler, birbirinin kanını içen uluslar, iflas eden inançlar, düş kırıklıkları, cinayetler, afetler, akmayan sular, kesilen elektrikler, karmakarışık bir trafik, alt geçitler, üst geçitler, kırmızı-turuncu-yeşil ışıklar, kıskançlıklar, uykusuzluklar…hiç ama hiçbiri yok.
Vites atmak bu mu Ercü?" (Syf.78)

"Şimdi deli gibi sürüyorum bisikleti. Bastığım her pedal beni yaşama götürüyor." (Syf.105)

"Boğulanların iç parçalayan şarkılarını dinleyebilmek için yürekli olmak gerek ya da deniz dibindeki cehennemin sessiz ölüsü." (Syf.121)

"Yitiren insanların yüzlerinde yaşamın çözülememiş gizlerinden biri oluşuyor; çünkü hızla değişip prizmanın öbür yüzünü görüyorlar. Kişinin kendi olma sınavının en zor basamakları." (Syf.123)

İyi Okumalar :))

1.07.2015

Jean Christophe Grange / Taş Meclisi

Gelmeyen yazdan mı, uzun günlerde biraz zorlayan Ramazan'dan mı bilemem ama; bu aralar tembelliğin dibine vurmuş durumdayım. Kağnı ritminde okuduklarımı aktarmaktan bile acizim. Kendimi toplayıp; "artık yazmalıyım" dedim. Bu milat olsun, okuma hızım ve blog biraz canlansın artık.

Grange okumak artık büyük bir zevk haline geldi benim için. Geniş mekan betimlemelerini bazen tekrar tekrar okuyorum. Mekanlar hakkında yazmadan önce geniş bir araştırma yapıldığı satırlarda gözünüze çarpıyor. Ayrıntılar bazılarını sıksa da; ben seven taraftayım. Ne kadar ayrıntı o kadar okunası bir betimleme ve geniş bir bilgi ağı. Bu kitapla Grange külliyatını yarılamışım. Hali nazırda okunmayı bekleyen kitapları olsa dahi; gerilim/macera seven herkese kesinlikle tavsiye bir yazar.

Kitaba gelince; Diane, evlat edindiği Lucien ile annesinden dönerken bir trafik kazası geçirir. Lucien'in komaya girmesinden sonra gelişenler, Diane'ı geçmişiyle yüzleştiren olaylara sürükler.

Altı çizilenler;

"…dünya, gerçek dünya şiddet, ihanet ve kötülükten başka bir şey değildi. Hayat bu karşı konulmaz gücün, her insanın içinde bulunan, alevlenme fırsatı bekleyen nefret çekirdeğinin çevresinde oluşuyor." (Syf.19)

"…insanların en güzel umutlarını çalıp, bu umuttan tapınılacak bir korku yarattık…" (Syf.38)

"Kalabalığın arasında kaybolmak…" (Syf.39)

"İnsan, sırtı uçuruma dayandığında arkasına döner mi?" (Syf.210)

"İnsan hapishaneden her zaman kaçabilir. Ama özgürlükten ?" (Syf.280)

"Bir sırra ulaşmak, bir çizginin ötesine geçmek gibi bir şeydir.  O sırrı açıklamak da, öte taraftan bu yana dönmek." (Syf.340)

İyi Okumalar :))