29.04.2015

Emrah Serbes / Erken Kaybedenler

Yeni yazarlar tanımaya devam. Rastlantısal ya da tavsiye üzerine, bu ara seçtiğim yazarların ortak yanı; sıcacık, içimizden, bizden birşeyler aktarmaları satırlara. Böyle olunca da; hiç bitmese hissi uyandırıyor. İlk tercihim "Erken Kaybedenler"den yana olsa da, yazarın diğer kitapları şimdiden alınacaklar listesine eklendi. Bir nebze de olsa; o satırlarda hayatınızın içinden birine rastlamak, çocukluğunuza uzanmak, bir kelimenin derinliğini hissetmek, anılar yolculuğuna çıkmak. Biraz içtenlik fena olmaz diyenlere tavsiye bir kitap...

Kitaba gelince; 8 öyküden oluşan kitapta yazar erkek çocukların dünyasına girmiş. Bağlılıklar, kıskançlıklar, hayatın kabul edilememiş anları, ilk aşklar, ilk cinsellik, ilk kırgınlıklar...Hepsi birbirinden güzel tabii ki ama; ben en çok "Anneannemin Son Ölümü" ile "Denizin Çağrısı"nı beğendim.

Altı çizilenler;

"…büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. Büyüdükçe öyle küçüldüm ki içimde taşacak birşey kalmadı. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim." (Syf.15)

"Her şeyin ilki bir parça büyülüdür." (Syf.59)

"Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasvete." (Syf.78)

İyi Okumalar :))

28.04.2015

Aslı Erdoğan / Kabuk Adam

Sıcak, samimi anlatımlar içeren kitapları daha bir yakın buluyorum kendime. Sıcaktan kastım; sohbet havasında olanlar. Bir arkadaşımın yaşanmış hikayesini dinlermişcesine akıp gitti kitap. Hikayenin gerçeklik payı nedir bilmiyorum ama; yaşanmamışlıkların pişmanlığını barındıran bir otobiyografi tadında olmuş. Kitap kahramanlarında karşımıza çıksa da; hepimiz hayatımızın belli evrelerinde, bulunduğumuz ortamda yabancılaşma, bir yere ait olamama hissi, kabuğundan sıyrılmaya çalışma gibi duyguları barındırıyoruz. Bazen duygularımıza, bazen mantığımıza söz geçiremeyip yanlış yönlere savrulabiliyoruz. Önemli olan ise; zor olsa da (!) pişmanlıkları seyrek olan bir yolu tercih edebilmek.

Kitaba gelince; Karayipler'e eğitim için giden fizikçi bir hatun. Farkına varamadığı yaşam boşlukları. Ada'da karşısına çıkan yerli bir adam. Yoğun bir duygu karmaşası, pişmanlıklar.

Altı çizilenler;

"Yaşadığımız anları dondurup cümlelere dökme çabası, çiçekleri kurutup kitap yaprakları arasında ölümsüzleştirmeye benzer. Hepimizin çoktan öğrendiği gibi, bir öykü, gerçekten yaşanmış da olsa, gerçekliği yansıtmaktan çok uzaktır, onun birkaç resminden, simgesinden oluşmuştur." (Syf.1)

"…cennet ile cehennem iç içedir, ancak bir katil peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir." (Syf.2)

"…bir kitabın kapağına bakarak içindekileri anlayamazsın. (Syf.24)
"Bir insanın da sadece yüzüne bakarak anlayamadığın gibi…" (Syf.25)

"Yalnızlık içsel bir şeydir, taşkınlık da onun dışavurumlarından biridir." (Syf.30)

"Akılcı, mantıklı yaklaşımlardan, ucuz sevgi sözcükleri kadar iğrenirim; yeryüzü, zekalarından başka bir şeyi olmayan insanlarla yeterince dolu zaten." (Syf.46)

"Gerçekte neyi bilip bilmediğimizi bilmek asıl sorun." (Syf.48)

"Bir anıyı yeniden yaşamaya çalışmak ne kadar umutsuz, anlamsızdı. Yapay bir mücevherden daha uyduruk bir şeydi." (Syf.107)

"Hepimiz okyanusun sonsuzluğunda kaybolmuş yapayalnız adacıklardık; sınırlarımızı aşıp bir başkasına dokunabilmemiz, bir yanılsamaydı yalnızca." (Syf.114)

"Her iyi niyet taşını ters çevirin, altında bir alçaklık saklıdır." (Syf.122)

İyi Okumalar :))

24.04.2015

Hakan Bıçakcı / Ben Tek Siz Hepiniz

"Doğa Tarihi"nden sonra, yazarın okuduğum ikinci kitabı da okunanlar rafına taşındı. Romanından sonra öykülerinide sevdim. Kendi türünde başarılı olan yazar, distopya sözcüğünün hakkını veriyor. Toplumun her kesiminde, konu ayrımı yapmaksızın, baskıcı bir olgunun altında debeleniyoruz. Kendimizi ararken bile; başkalarına beğendirme çabasındayız. Eleştirdiklerini uygulayan topluma dahiliz. Hayatın hangi evresinde ne yaşayacağımızı bilmeden, daha baştan memnuniyetsiz hayatlar sergiliyoruz.

Bazı kitapları okuyup rafa kaldırmak yetmez !! Sindirebilmek için, kendinizi görmek için; belki birkaç kez daha okunup, notlar alınıp, gözünüze girecek yerlere asmak gerekir. Kitabın arka kapağı kapandığında herşey yine aynı ise neden okuyoruz ? Bazen sorgulamak nefes aldırır !!

Kitaba gelince; Kapağından da anlaşılacağı gibi; biraz boğucu öyküler sizi bekliyor. Derin bir kasvet barındıran öykülerin içinde ki doğruluk ise daha boğucu !! Ben en çok; Nakavt, Tesadüf Beklentisi, Promosyon Mont ve Evdeki Uçak Uçaktaki Deprem'i sevdim.

Altı çizilenler;

"Yaşamak, başkaları tarafından muhasara altına alınmak, yavaş yavaş boğulmaktır."(Tanpınar) (Syf.19)

"Savaş çıkınca ilk ölen gerçektir." (R.Kipling) (Syf.46)

"Hiçbirimizin yalana tahammülü yok gerçekten de. Doğru fetişistiyiz hepimiz. Gerçeğin peşindeyiz. Hakikati arıyoruz." (Syf.82)

"Ölüm eski bir şeydir ama, her insana yeni görünür." (Turgenev) (Syf.109)

İyi Okumalar :))

19.04.2015

Haruki Murakami / Zemberekkuşu'nun Güncesi
 
Son zamanlarda iş yoğunluğundan dolayı koca bir ayda sadece tek bir kitap okumak, benim gibi bir kitap kurduna yakışmasa da, nihayet bitti. Uzun zaman sonra blog sayfamı tekrar karşımda görmek benim için değişik bir haz.
 
Haruki Murakami'yi uzun süredir duyan ve uzaktan takip eden bir okur olarak ilk okuyacağım kitap bir arkadaş tavsiyesi üzerine bu eser oldu. Elimde uzun kaldığına bakmayın (o benim tembelliğim), kesinlikle iyi bir kitap. Murakami'de kurgu kusursuz. Konu akıcı. Sizi sıkmadan diğer sayfalara buyur ediyor. İlk başta tarzı değişik geliyor tabii ki !! Fakat konuya hakim oldukça, içine sızıyorsunuz kitabın. Bazı sayfaları okuduktan sonra ister istemez düşünüyorsunuz; herbirimiz kendi yarattığımız kuyumuzda karanlıklar içindeyiz. Üstelik karanlıktan çıkmak için tek çabamız, toplumun bize dayattıklarına uyum sağlamak !! Anlık mutlulukları daimi olanlara tercih eder olduk !! Zamanla tüm kitaplarını kitaplığımda görmek istediğim yazarlar arasına girdi. Kesinlikle tavsiye !!
 
Kitaba gelince: Karısı Kumiko'nun ortadan kaybolması ile, kitabın baş karakteri Toru Okada'nın gerçek ile hayal arasında gidip gelen zihin oyunları.
 
Altı çizilenler:

''Bir insan için bir başka insanı derinliğine tanımak olası mıdır? Birini gerçekten tanımak, hem zaman hem içtenlikle harcanacak zaman ister, ama gene de özüne ne derece yaklaşılabilir ki?'' (Syf.36)

''...nesnelerin özünden söz edildiğinde, insana çok zaman genelleme gibi gelir.'' (Syf.57)

''...boşuna çaba harcamak kadar insanı tüketen bir şey yoktur.'' (Syf.62)

''Parayı, kayba ya da kazanca pek aldırış etmeden satın alınacak şeylere harcamak, enerjiyide paranın satın alamayacağı şeylere saklamak, en iyisidir.'' (Syf.138)

''...kader, insanın dönüp bakması gereken bir şeydir, önceden bilmesi gereken değil...'' (Syf.201)

''...ileri gitmek, evrim geçirmek için insanın mutlaka ölüme ihtiyacı var...Ölümün varlığı ne denli diri olursa, biz de o denli yoğunlukla kafa patlatıyoruz bir şeyler konusunda.'' (Syf.303)

''Deneyimlerimiz yüzünden, aynanın yansıttığı görüntünün gerçek olduğuna inanırız hepsi bu.'' (Syf.339)
 
''...ne denli kaçmaya çalışsanız da, dünya, zamanı geldiğinde yeniden bulur sizi...'' (Syf.591)

''...doğru, ille de gerçekte değildir ve gerçek de belki tek doğru değildir.'' (Syf.636)

İyi Okumalar :))