12.03.2015

Ercan Kesal / Evvel Zaman

"Eee, ne güzel sohbet ediyorduk neden bitti" şeklinde tepki verdiğim kitabın tadı damağımda kaldı. Peri Gazozu'ndan aldığım aynı Ercan Kesal lezzeti bu kitapta da mevcut idi. "Koy bir demlik çay da; bak sana neler anlatacağım havası"nı çok seviyorum kitaplarda. Daha samimi, daha sıcak bir etkileşime sahip. Adapte olmak daha kolay. Birde kendinizi kitaba dahil ederseniz tadından yenmiyor. Ercan Kesal otobiyografi türünde gayet başarılı. Asıl mesleği olan doktorluktan, yıllar sonra oyunculuk, yazarlık, senaristlik gibi dallara geçiş yapmış, kültür madeni niteliğinde bir kişilik. Kitaplarını okuyup, oyunculuğunu izleyip; iyi ki geçiş yapmış dememek elde değil. Ne yazarsa okurum dediğim yazarlar arasında kendisi. Yeni kitaplar yoldadır inşallah.

Kitaba gelince; Kitap bir günce tarzında. Yazar senaristliğini yaptığı "Bir Zamanlar Anadolu"da filminin hazırlanış sürecini sunmuş bizlere. 

Altı çizilenler;

"Kasabalarda hayat bozkırda yapılan yolculuklara benzer. Her tepenin ardında "yeni ve farklı bir şey" çıkacakmış duygusu, ama her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvrılan, koybolan veya uzayan tekdüze yollar." (Syf.9)

"Gerçek neydi? Başımdan geçenler mi, yoksa hayal ettiklerim mi?" (Syf.13)

"…Geçmiş, yaşadığımız zamandan daha dayanıklı ve daha süreklidir." (Syf.13)

"Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata…" İsmet Özel (Syf.52)

"…Hergün yaşadığımız basit gibi görünen onlarca hikayenin ardında ne denli dehşet olayların yaşandığını, imkansız ve olanaksız gibi algılanan birçok mevzunun da aslında incir çekirdeğini bile doldurmayabileceğini o kadar iyi biliyoruz ki." (Syf.69)

İyi Okumalar :))

10.03.2015

Stefan Zweig / Satranç

Ne mutlu bana ki; şu gereksiz bahar yorgunluğunu yavaş yavaş üstümden atıp bloguma ve kitaplara daha fazla vakit ayırabiliyorum artık !! Yine de tüm olumsuzluklara kılıf aradığımızda karşımıza çıkan ve yegane şamar oğlanımız şu mevsim geçişleri bana da yaramadı. :) Bu ara okuduğum kitaplardan tat alamıyorum. Ya büyük bir beklentiyle başladığım için dumur oluyorum ya da yanlış zamanlama. Yarım bırakmayı asla sevmediğim için ve her kitapta bir dipdot olduğunu düşündüğüm için Satranç'ta okundu. Algılanan şeyler var tabii ki; bir insanın kendisi ile iç savaşı, hırsı, yenilmeme arzusu ve bu arzunun kendine verdiği zarar. Anlaşılan şeyler varmış aslında !! Okuma bütünlüğü ile ilgili demek ki haz alamamam...Fazla uzatmadan diyorum ki; eser nihayetinde bir klasik, ayrıca herkesin farklı algı kalesine sahip olduğunu düşünerek okunması gereken bir kitap olduğunu savunuyorum.

Kitaba gelince; Bir gemi yolculuğunda dünya satranç şampiyonu Czentovic ile yolu kesişen, Gestapo yönetiminde bir otel odasına kapatılan Dr. B'nin öyküsü. Tutukluluk döneminde tesadüfen eline geçen satranç kitabıyla geçirdiği zamanları bir gemide karşılaştığı satranç ile hatırlaması.

Altı çizilenler;

"…bir Rembrandt, bir Beethoven, bir Dante, bir Napoleon hakkında en ufak bir fikri olmayan birinin, kendini büyük insan sanması aslında o kadar kolaydır ki." (Syf.20)

"…yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz." (Syf.41)

"…suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta." (Syf.41)

"…ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar dahiçliğe katlanamazlar." (Syf.42)

"…satrançta kendine karşı oynamak, kendi gölgenin üstünden atlamak gibi bir çelişkidir." (Syf.53)

İyi Okumalar :))

6.03.2015

Guy De Maupassant / Mutluluk

Dönem yansıtan öyküler. Yeniye hemen adapte olan bir toplumda yaşayıp ayak uydursam da, tarihi dönemlere aşık bir hatunum. :) Hangi dönemde yaşamak isterdin gibi bir soruya cevabım hep hazır: Buram buram tarih kokan bir yüzyıl olmalıydı kesinlikle. Yüzyıl değiştiremiyor isek, bizde kitaplarla seyahat ederiz o yüzyıllara. ;) Maupassant gibi betimlemeleri bol bir öykü yazarı ile Fransa'nın tarihinde bir yolculuk yapıp geldim. 

Kitaba gelince; Adı Mutluluk, satırları hüzün, serzeniş, ölüm, doğa...Yoğun duygu karmaşasına sahip, meraklandıran öyküler. Gülerken düşündüren cinsinden ayrıca. Öykünün bir köşesinde duran, silik, belli belirsiz bir karakter bir bakmışsınız öykünün ana karakteri olmuş. Klasikler arasında da var olan bu kitap öykü severler tarafından es geçilmemeli bence. Tavsiyemdir.

Altı çizilen;

"Pek çok insan bu dünyada ölüden farksız yaşar; kendilerini meçhule adamış bu canlı cenazeler, bastıkları toprakta, soludukları havada, kursaklarına gönderdikleri bir lokma ekmekte hayatın tadı yerine zehrini bulurlar." (Syf.53)

İyi okumalar :))

4.03.2015

Füruzan / Sevda Dolu Bir Yaz

Hayatımıza giren, bize hitap eden soyut / somut herşeyi severiz; lakin illa ki bir kelimeye karşılık gelsin isteriz. Her şeyi kelimelere dökemeyeceğimizi bildiğimiz halde; o "dilimin ucunda" hissiyatını bir türlü atamayız üstümüzden. Eee bende böyle sevdim Füruzan öykülerini. Bir kelime bulma hissiyatı ağır basıyor. Aklıma akide şekeri geldi. Hani kocaman, susamlı olanından. Ağzınıza aldığınızda hiç bitmeyecek hissiyatı veren; fakat ne kadar sevseniz de sonunun geldiği. Ama önemli olan bıraktığı, unutamadığınız tattır. Bir daha yiyebileceğiniz ihtimalidir. Sanırım ben bunu önceden öngörmüşüm ki kitaplığıma (henüz okumadığım) Füruzan kitaplarının neredeyse hepsini eklemişim. :)

Kitaba gelince; İki uzun öykü. Mutluluklar, hüzünler, kavuşmalar, ayrılmalar. Yerine hiçbirşey konamayan baba sevgisi. Ama ikinci bir öykü var ki; çocukluğu Türk Sanat Müziği ile geçmiş beni benden aldı, dedemin tesbihini sallayarak ritim tuttuğu günlere götürdü. Öykü severlerin es geçmemesi gerek.

Altı çizilenler;

"Çocukken yaşananlara önem verilmeli.
 Çünkü insan o yaşlarda sevinmeye öyle hazırdır ki, o sevinçlerin benzerlerini bile yaşayamayabilir bir daha..." (Syf.15)

"Kışların tüm ışıkları külleyen bir yerlerden sızan güçsüz aydınlıkların soğuk günleriyle dolu olduğunu öğreniyordum." (Syf.131)

"Acaba hayatta her saadeti bir arada tutabilecek bir sihir var mıdır?" (Syf.158)

İyi Okumalar :))