16.01.2015

Ray Bradbury / Fahrenheit 451

Çeviri mağduru bir kitap daha !! En son Pegasus Yayınları'nı eleştiriyordum, fakat bu kitaptan sonra İthaki Yayınları'da bu katagoriye girdi sanırım. İlk defa 1951 yılında basılan kitap; ülkemizde 1971'de Okat Yayınları tarafından, 1984'de Baskan Yayınları, en son olarak 1999'da İthaki Yayınları tarafından yayımlanmış. Çeviri olması gereken gibi değil ise; kitabın çok okunur olması, klasikler arasına girmesi gibi unsurların pek anlamı kalmıyor. Konuda ki bütünlüğü yakalamak bir hayli zorlaşıyor. Çok kopuk bir anlatım vardı. Bu konuda uzman olmasam da, bir hayli yazım yanlışları ve harf hataları mevcut idi. Normalde ekrana aktarılmış eserleri pek sevmememe rağmen belki daha anlaşılabilir diye düşününerek, eserin filmini de izledim. Ve sanırım bir takım şeyler filmi izledikten sonra daha iyi pekişti. Belki de görselliğin daha kolay anlaşılır olmasının aldatmacasıdır !! 

Konu itibariyle ise kesinlikle okunması (izlenmesi) gereken bir eser. 1951 yılında ele alınan eserde, tıpkı günümüzde ki gibi (!!!) insanları tv yolu ile birtakım boş saatlere iterek, okumamalarını ve dolayısı ile görmemelerini sağlamak baz alınmış.

Kitaba gelince; Montag, yangını söndüren değil; bilakis başlatan bir itfaiyecidir. Diğer itfaiyeciler gibi onunda görevi kitapları yakmaktır. Fakat birgün komşusu Clarisse ile karşılaşır. Herşey komşusunun O'na yönelttiği; "Yaktığın kitapları hiç okudunmu ?" sorusu ile başlar.

Altı çizilenler;

"Ne kadar nadir diğer insanların yüzleri sizi sizden alıp, kendi duygularınızı, en derin titrek düşüncelerinizi size yansıtırdı?" (Syf.33)

"Kitaplar bir tür depo gibidir ve biz onlarda unutacağımızdan korktuğumuz şeyleri saklarız. İçlerinde büyülü bir şey yoktur. Büyü, sadece o kitapların anlattıklarındadır, evrenin parçalarını birleştirip bize nasıl elbise gibi sunduklarındadır." (Syf.126)

"İyi yazarlar yaşama sık sık dokunurlar." (Syf.127)

"TV oturma odasına bir tohum ektikten sonra onun sizi kavrayan pençesinden kendisini kurtaran olmuş mu? Sizi istediği biçimde yetiştirir !" (Syf.129)

"Kitaplar bize ne tür eşekler ve aptallar olduğumuzu hatırlatmak içindir." (Syf.131)

"Ayrı bireyler halindeyken elimizdeki tek şey öfkeydi." (Syf.218)

İyi Okumalar :))


14.01.2015

Hakan Bıçakcı / Doğa Tarihi

Çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesi olan kitap nihayet bitti. İlk başlarda biraz sıkıldığımı kabul ediyorum. İşlediği konu yönünden tam da içinde bulunduğumuz zamanı anlatan bir kitap olmasına rağmen; çok fazla tekrar olduğuna, ve bu tekrarlardan dolayı gereksiz uzatıldığı kanısına vardım. Bende dahil genel olarak hepimiz teknolojinin köleleri gibiyiz. Teknoloji ve teknolojinin bize getirdiği rahatlığa hemen alışıyor ve vazgeçilmez hale getiriyoruz. Aslında o kadar fanusa hapsedilmiş durumdayız ki ! Farkına varmak mı, yoksa farkına vardıktan sonra göreceğimiz gerçek mi korkutuyor bizi ? Biz ne kadar görmezden gelsek de, bilinçaltımız birşeyleri kaydediyor…Onun içindir ki; kendimize bir farkındalık yaratıp, toplumun kendini taklit eden kısmına değil de, kendimizin olduğu kısma daha çok kayar ve ilgi alanlarını genişletirsek o kadar iyi hissederiz.

Kitaba gelince; Doğa, kendini bulunduğu topluma kabul ettirebilmek için kendi benliğinden yavaş yavaş vazgeçen plaza çalışanı bir bayan. İşi ve lüks sayılan evi arasında nasıl bir kıskaca sıkıştığının farkına varmaksızın ruhsal bunalıma doğru sürüklenir.

İyi Okumalar :))
Sylvia Day / Sana Soyundum - Sende Kendimi Buldum - Sana Bağlandım

Yine bir üçleme, seri kitap okuyacağım diye sevinirken son kitabın en son sayfasında yazan; "bu hikaye daha bitmedi" satırları beni hayal kırıklığına uğrattı. Konu belli, sonuç belli aslında. Elli Ton serisinin bir kopyası daha. Mutlu sonla biteceği kesin olmakla birlikte, bazı kitaplar neden uzatılır ki ? Yine merak edip okuduğum fakat küçük bir pişmanlık yaşadığım kitaplar arasına girdi seri. En azından e-kitap şeklinde okuduğum ve kampanyadan yararlandığımı düşünürsek çokta takmamalıyım. Erotik edebiyatını seviyorum ! Cinselliğin dışında derinlerde olan şeyler daha çok etkiliyor sizi. Okumak ise size kalmış. Benim tür ayrımım olmamakla birlikte bu tarz kitapların herkesin tercihine kalmış olduğuna inanıyorum.

Kitaba gelince; Eva ve Gideon; her ikisi de çocukluk dönemlerinde cinsel tacize uğramış, psikolojik yardımlarla bunu bastırmışlardır. Eva'nın yeni başladığı iş ikisini bir araya getirir ve ilk bakışta beklenmedik duygusal bağ oluşur.

İyi Okumalar :))

7.01.2015

Sezgin Kaymaz / Kaptanın Teknesi

Benim için çarçabuk geçen bir yıldan sonra yeni bir yıla daha adım attım çok şükür. Hatta tembellik edip bloğuma kitapları ekleyene kadar 6 koca günü yedik bile !! Yaşadığımız yüzyılda zamanın bu kadar çabuk geçmesinin bir nedeni vardır elbet ?? Yapılan birçok şenliğe, eğlenceye rağmen ben bir yıl daha yaşlandığımı düşündüğüm için yeniyıl ve doğumgünü gibi etkinlikleri pek sevmem…Yaşlandığımı düşünüp şöyle şeyler geçiririm aklımdan: "Yaşanacak güzellikler ve okunacak daha çok kitap var." !! 

Nihayet, yeni yıla girdiğimiz gibi başladığım kitabı bitirdim ve bloğumun başına oturdum. Yeni yılla birlikte yeni bir yazarlada tanışmış oldum. İlk defa bir Sezgin Kaymaz kitabı okudum ve sanırım son olmayacak. İtiraf etmem gerekirse ilk başlarda çok sıkıldım kitaptan. Bitmek bilmeyen, sanki fazla uzatılmış çok fazla diyalog vardı. Fakat bir yerden sonra akıcılığı ele alıp sizi sona ulaştırıyor. Konusu itibariylede güzeldi. Yaşadığımız ve yaşayacak olduğumuz olguların gerçekliğini ve olgulara göre hareket etmemizi öngeren satırlar sizi bir parça düşündürüyor. En kısa zamanda yazarın tüm kitaplarını okuyacağım. Sizde deneyin derim. Pişman olmazsınız.

Kitaba gelince; Selen; 26 yaşında üniversite öğrencisi, yaşamını pek kaale almayan, ağzına geleni pat diye düşüncesizce söyleyen, tek samimi arkadaşı Cavidan ile garip bir ilişkileri olsada iyi anlaşan, aileden sadece babasına düşkün olan bir kız. Birgün dersteyken aniden kapının açılacağını ve içeri girenin hayatını tamamen değiştireceğini nereden bilebilirdi !!

İyi Okumalar :))