24.11.2015

Paula Hawkins / Trendeki Kız

Epey zamandır bestseller okumuyordum. Çoğunda ağzım yandığı için; yoğurdu üfleyerek yemeyi seçenlerdenim ben de. Kar amaçlı, popüler kültüre malzeme olan kitapları sevmiyorum. Fakat insan arada değişiklikte istiyor tabii ki !! Ben hep belgesel izlerim modunda da kitap seçmiyorum. Tarzını ve konusunu sevdiğim tüm kitaplara yer veriyorum hayatımda. Trendeki Kız'da bunlardan biri. Bestseller olduğu için biraz tereddütlü yaklaştım, fakat kitap okuma hızımın düştüğü bu yılı belki biraz canlandırır diye almadan edemedim. İyi ki de almışım. Kurgusu ve kitabın akış hızı, tam da kağnı gibi kitap okuduğum bir zamanda bana çok iyi geldi. Olayların sıralanışı, birbirine bağlanışı yerinde. Fakat beni çok "aaaaa" dedirten bir sona ulaştırmadı. Bitmesine 100 sayfa kala katili tahmin ettim ve yanılmadım. Birkaç gün biraz heyecan yaşayayım, dedektiflik oynayayım der iseniz okuyun derim. 

Kitaba gelince; Hergün, işe gitmek için bindiği trenden izlediği ve kendi istediği isimleri verdiği çiftin hayatına bir ölüm haberiyle giren Rachel, kendi hayatıyla ilgili bilinmezliklere de yol alır.

Altı çizilenler;

"Kalbinin sesini dinlemenin iyi bir şey olduğunu kim söylemişti ki? Bu egoizmden, her şeyi fethetme bencilliğinden başka bir şey değildi." (Syf.48)

İyi Okumalar :))

2 yorum:

  1. Herhalde bu kitapta bir tek ben katili tahmin edemem :) Ayrıca da yaşasın EGOİZM :)

    YanıtlaSil
  2. Ben tahmin ettim, içinde bulunduğum ruh halinden olabilir :P Üstelik söze katılıyorum, dinledim de ne oldu ?? :D

    YanıtlaSil