26.10.2015

Ayfer Tunç / Dünya Ağrısı

Suzan Defter'den sonra ikinci Ayfer Tunç kitabı. Kitabı sevdim sevmesine de; biraz ağır ilerliyor sanki. Aslında hızlı okunuyor, akıcı bir dili var, fakat konu ayrıntının dibine vurarak seyrediyor. Belki de olması gerekendir. "Dünya Ağrısı" sonuçta, iki kelimeyle anlatılacak değil ya! Sıkıldığım zamanlar da oldu, çok sevdiğim anlarda. Kitapta ki kahramanın iç dünyasında ki gelgitleri, fırtınaları, savaşları görmek demek, kendi iç dünyanızın satırlarını oluşturmak demek. Bir insanın yolcu olmak isterken, hayatın, kapımızı çalmadan getirdiği zorunluluklardan dolayı hancı olması, ister istemez bir iç hesaplaşmaya yol açıyor !! Geçtiği dönemde ki toplumsal yapı, insanların önem verdiği değerler, küçük bir insan topluluğunun yaşananlara bakış açıları…Hangimiz dünyanın ağrısını hissetmedik ki ?? Ağır da ilerlese; kitap kesinlikle okunmalı. Bende olduğu gibi sizde de çok ayrı bir tat bırakacağı kesin. Okunacaklar listesine şimdiden iki adet Ayfer Tunç kitabı daha eklendi bile. 

Kitaba gelince; Mürşit, babası hastalanıp öldükten sonra yaşadığı küçük şehirde, babadan kalma oteli işletmeye başlar. Hayatını yolcu olarak geçirmeyi hayal ederken, hancı olmasının Mürşit'in üzerinde ki yansıması.

Altı çizilenler;

"Hikayeler insanı kendi kuyusundan çıkarır, başkalarının kuyularına atar." (Syf.12)

"Hayat başı sonu belirsiz, bulut gibi dağınık, ansızın yön ve biçim değiştirme yeteneğine sahip bir şey. Hayat tanımlanamayan bir şey. Hatta belki sadece bir fikirdir hayat, daha ötesi değildir. Böyle tanımsız bir bulutta nasıl bir yol olabilir ki?" (Syf.19)

"…inanmak dayanak olabilir, sonsuz hayata inanmak bu kısa ama acılı dünyaya tahammül etmenin en mümkün yolu." (Syf.64)

"İnsan, ruhuna batan bir bıçakla yaşıyor olmasa, boğuntusundan kurtulmak için kendine yeni boğuntular icaat eden bir şehre niye gelsin?" (Syf.72)

"Yaşamanın sebebi yok…Sebebi biz uyduruyoruz. Yaşamak bu demek, hayat denen bu şeyi sürdürebilmek için sebep yaratmak." (Syf.105)

"Yaşattıklarını hiç yaşatmamışçasına unutarak kurtulabileceğini sanır bir çocuk. Ama unutmak diye bir şey yok, unuttuğunu sanmak var, çocukluk mazeret olamıyor." (Syf.122)

"Anlatmak acıyı gidermiyor, ama uyuşturuyor." (Syf.143)

"Hayat dediğin dünya üzerinde bir arayış. İnsan ne aradığını de bilmiyor işin kötüsü…bulsan da bir bulmasan da. Belki pes etmek en iyisidir." (Syf.181)

"Ruhunu katman katman açarsın, ama çekirdeğinde öyle bir kor vardır ki, kendin bile dokunamazsın." (Syf.181)

"Dünyada dünya ağrısını dindirecek bir yer var mı? Yok. Dünyanın kendisi ağrı." (Syf.237)

İyi Okumalar :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder