19.08.2015

Stefan Zweig / Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Satranç'tan sonra ikinci Zweig kitabı da okundu ve kitaplığımda yerini aldı. Satranç kitabını kendimi zorlayarak bitirmiştim. Sanırım okuduğum zamanın biraz yanlış olmasından dolayı sıkılmış idim. Almam gereken anekdotları almış olmamla birlikte, yine de beni çok fazla kendine çeken bir kitap olmamıştı. 
Fakat bu kitap, bir kadının aşka karşı serzenişti olmasından dolayı belki de (!), beni mest etti. Yazılan satırlarda, dile getirilen aşk, içtenlikler, kırgınlıklar bir hayli duygu yüklü. Fakat burda ilgi çekici olan asıl yan; Stefan Zweig'in bir kadının duygularını kendi yaşamışcasına satırlara bu kadar gerçeklikle aktarabilmesi. Böyle bir düşünceye en son Kürşat Başar / Başucumda Müzik kitabında varmıştım. Bir erkeğin, bir kadının yaşadığı aşkın derinliklerini satırlara böyle birebir yaşamışcasına aktarması zor olsa gerek. Yazılabilir diye düşünenler vardır belki; fakat ben çok kolay birşey olduğunu düşünmüyor ve takdir ettiğim bir yazın olduğunu belirtmek istiyorum. Aynı zamanda modern klasiklere de giren kitabı, uzun öykü sever tüm okurlara tavsiye ediyorum.

Kitaba gelince; Bir yazara "Sana, beni asla tanımamış olan sana" hitabıyla gönderilen uzun bir mektup, sizi, yıllarca karşılıksız sevdiği adama derin duygularını anlatan bir kadının satırlarına taşıyor.

Altı çizilenler;

"Sadece yalnızlık çeken çocuklar tutkularını bütünüyle, dağılmaksızın koruyabilirler, ötekiler, duygularını başkalarıyla beraberlik atmosferinde gevezeliklerle harcarlar, yakınlıklarla köreltirler, aşk hakkında çok şey okumuşlardır, duymuşlardır ve aşkın ortak bir kader olduğunu bilirler." (Syf.12)

"…insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur." (Syf.20)

İyi Okumalar :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder