1.07.2015

Jean Christophe Grange / Taş Meclisi

Gelmeyen yazdan mı, uzun günlerde biraz zorlayan Ramazan'dan mı bilemem ama; bu aralar tembelliğin dibine vurmuş durumdayım. Kağnı ritminde okuduklarımı aktarmaktan bile acizim. Kendimi toplayıp; "artık yazmalıyım" dedim. Bu milat olsun, okuma hızım ve blog biraz canlansın artık.

Grange okumak artık büyük bir zevk haline geldi benim için. Geniş mekan betimlemelerini bazen tekrar tekrar okuyorum. Mekanlar hakkında yazmadan önce geniş bir araştırma yapıldığı satırlarda gözünüze çarpıyor. Ayrıntılar bazılarını sıksa da; ben seven taraftayım. Ne kadar ayrıntı o kadar okunası bir betimleme ve geniş bir bilgi ağı. Bu kitapla Grange külliyatını yarılamışım. Hali nazırda okunmayı bekleyen kitapları olsa dahi; gerilim/macera seven herkese kesinlikle tavsiye bir yazar.

Kitaba gelince; Diane, evlat edindiği Lucien ile annesinden dönerken bir trafik kazası geçirir. Lucien'in komaya girmesinden sonra gelişenler, Diane'ı geçmişiyle yüzleştiren olaylara sürükler.

Altı çizilenler;

"…dünya, gerçek dünya şiddet, ihanet ve kötülükten başka bir şey değildi. Hayat bu karşı konulmaz gücün, her insanın içinde bulunan, alevlenme fırsatı bekleyen nefret çekirdeğinin çevresinde oluşuyor." (Syf.19)

"…insanların en güzel umutlarını çalıp, bu umuttan tapınılacak bir korku yarattık…" (Syf.38)

"Kalabalığın arasında kaybolmak…" (Syf.39)

"İnsan, sırtı uçuruma dayandığında arkasına döner mi?" (Syf.210)

"İnsan hapishaneden her zaman kaçabilir. Ama özgürlükten ?" (Syf.280)

"Bir sırra ulaşmak, bir çizginin ötesine geçmek gibi bir şeydir.  O sırrı açıklamak da, öte taraftan bu yana dönmek." (Syf.340)

İyi Okumalar :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder