10.03.2015

Stefan Zweig / Satranç

Ne mutlu bana ki; şu gereksiz bahar yorgunluğunu yavaş yavaş üstümden atıp bloguma ve kitaplara daha fazla vakit ayırabiliyorum artık !! Yine de tüm olumsuzluklara kılıf aradığımızda karşımıza çıkan ve yegane şamar oğlanımız şu mevsim geçişleri bana da yaramadı. :) Bu ara okuduğum kitaplardan tat alamıyorum. Ya büyük bir beklentiyle başladığım için dumur oluyorum ya da yanlış zamanlama. Yarım bırakmayı asla sevmediğim için ve her kitapta bir dipdot olduğunu düşündüğüm için Satranç'ta okundu. Algılanan şeyler var tabii ki; bir insanın kendisi ile iç savaşı, hırsı, yenilmeme arzusu ve bu arzunun kendine verdiği zarar. Anlaşılan şeyler varmış aslında !! Okuma bütünlüğü ile ilgili demek ki haz alamamam...Fazla uzatmadan diyorum ki; eser nihayetinde bir klasik, ayrıca herkesin farklı algı kalesine sahip olduğunu düşünerek okunması gereken bir kitap olduğunu savunuyorum.

Kitaba gelince; Bir gemi yolculuğunda dünya satranç şampiyonu Czentovic ile yolu kesişen, Gestapo yönetiminde bir otel odasına kapatılan Dr. B'nin öyküsü. Tutukluluk döneminde tesadüfen eline geçen satranç kitabıyla geçirdiği zamanları bir gemide karşılaştığı satranç ile hatırlaması.

Altı çizilenler;

"…bir Rembrandt, bir Beethoven, bir Dante, bir Napoleon hakkında en ufak bir fikri olmayan birinin, kendini büyük insan sanması aslında o kadar kolaydır ki." (Syf.20)

"…yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz." (Syf.41)

"…suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta." (Syf.41)

"…ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar dahiçliğe katlanamazlar." (Syf.42)

"…satrançta kendine karşı oynamak, kendi gölgenin üstünden atlamak gibi bir çelişkidir." (Syf.53)

İyi Okumalar :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder