4.03.2015

Füruzan / Sevda Dolu Bir Yaz

Hayatımıza giren, bize hitap eden soyut / somut herşeyi severiz; lakin illa ki bir kelimeye karşılık gelsin isteriz. Her şeyi kelimelere dökemeyeceğimizi bildiğimiz halde; o "dilimin ucunda" hissiyatını bir türlü atamayız üstümüzden. Eee bende böyle sevdim Füruzan öykülerini. Bir kelime bulma hissiyatı ağır basıyor. Aklıma akide şekeri geldi. Hani kocaman, susamlı olanından. Ağzınıza aldığınızda hiç bitmeyecek hissiyatı veren; fakat ne kadar sevseniz de sonunun geldiği. Ama önemli olan bıraktığı, unutamadığınız tattır. Bir daha yiyebileceğiniz ihtimalidir. Sanırım ben bunu önceden öngörmüşüm ki kitaplığıma (henüz okumadığım) Füruzan kitaplarının neredeyse hepsini eklemişim. :)

Kitaba gelince; İki uzun öykü. Mutluluklar, hüzünler, kavuşmalar, ayrılmalar. Yerine hiçbirşey konamayan baba sevgisi. Ama ikinci bir öykü var ki; çocukluğu Türk Sanat Müziği ile geçmiş beni benden aldı, dedemin tesbihini sallayarak ritim tuttuğu günlere götürdü. Öykü severlerin es geçmemesi gerek.

Altı çizilenler;

"Çocukken yaşananlara önem verilmeli.
 Çünkü insan o yaşlarda sevinmeye öyle hazırdır ki, o sevinçlerin benzerlerini bile yaşayamayabilir bir daha..." (Syf.15)

"Kışların tüm ışıkları külleyen bir yerlerden sızan güçsüz aydınlıkların soğuk günleriyle dolu olduğunu öğreniyordum." (Syf.131)

"Acaba hayatta her saadeti bir arada tutabilecek bir sihir var mıdır?" (Syf.158)

İyi Okumalar :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder