25.02.2015

Orhan Pamuk / Kafamda Bir Tuhaflık

Uzun bir aradan sonra, tembelliği bırakıp tekrar bloga yazma fırsatı bulduğum için kendime kocaman bir aferin. Yazmayı seviyorum fakat zaman kavramı bu ara biraz cimri sanki. Şubatın son haftası yeni kitaplara yelken açmadan; yarım kalan kitapları ve dergileri tamamlamaya, blog yazılarını yazmaya ve bazı mesleki kitapları okumaya ayırdım. Bazen nefes almak adına bunu yapmak iyi geliyor. Masumiyet Müzesi'nden sonra okuduğum ikinci Orhan Pamuk kitabı. Şimdiden birkaç tavsiyeyi alınacaklar listeme ekledim bile. Her iki kitaptan sonra Çukurcuma merakım daha da arttı. Müzeye gidermiyim bilmiyorum, fakat Çukurcuma sokaklarını keşfe çıkmalı. Yazarın betimlemelerinden yola çıkarak iyi foto kareleri olduğunu düşünüyorum. Bir sihirbaz gibi zamanı durdurmanın tek yolu olan fotoğraf makinasının kadrajı bakmalı o sokaklara.

Kitap karakteri Mevlut; biraz Pollyanna olmak istiyorum bu konuda ve keşke böyle insanlar hala var olsalar diyorum. Eğer varlar ise ortalığa dökülsünler istiyorum. Saf, temiz, hayatın her anını basit yönden ele alıp yaşayan, kırgınlıklarını, sevinçlerini içinde biriktiren ama hep mutlu olmasını bilen, kafasında bir tuhaflık olan insanlar istiyorum. :) Çok şey mi istiyorum ?? Şehrin karmaşasından bunalınca Mevlut'un "boo-zaa" diyen sesi çınlasın kulaklarınızda. :)

Kitaba gelince; Çocuk yaşta, hem okumak hem sokaklarda yoğurt satan babasına yardımcı olmak için büyük şehre gelen Mevlut'un tuhaf ama bir o kadar da sıcak hikayesi.

Altı çizilenler;

"Kafamda bir tuhaflık vardı,
içimde de ne o zamana
Ne de o mekana aitmişim duygusu." William Wordsworth (Giriş)

"İnsan şehirde kalabalık olabilirdi ve şehri şehir yapan şey de zaten kalabalık içinde insanın kafasındaki tuhaflığı saklayabilme imkanıydı." (Syf.98)

"…toplumların hayatını belirleyen önemli şeyler insanların birbirlerine benzeyen yanlarından değil benzemeyen yanlarından çıkıyordu." (Syf.102)

"Hayatın vereceği huzur ve güzellik ancak hayatından uzakta başka alemleri düşlerken ortaya çıkıyordu." (Syf.120)

"…evlenebilmek için aşk değil güven daha önemli bir duygudur." (Syf.210)

"İnsan hayatta ne için yaşar?" (Syf.210)

"…hayatta öfkelenip söylenerek ve o anki mutluluğunu insana unutturacak o kadar çok şey oluyordu ki…" (Syf.257)

"…içindeki dünyayı şehrin gölgeleri içinde keşfederdi." (Syf.296)

"Şehir hayatının derinliği sakladıklarımızdan gelir." (Syf.379)

İyi Okumalar :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder