26.12.2014

Muzaffer İzgü / Donumdaki Para

Küçük bir çocuk iken okuduğum Ökkeş serisini saymazsak; okuduğum ikinci Muzaffer İzgü kitabı. Hani güldürürken düşündürmek diye bir söylem vardır; işte tamda onun karşılığı sevgili yazarın kitapları. Yine küçük küçük taşlamalarla varmak istediği yere atıfta bulunan birçok öyküye yer vermiş bu kitabında. Genel olarak Anadolu insanını ve memurları baz alan öykülerde yöresel şiveleri barındırmasını çok seviyorum. İşin içine şive girince öyküler daha sıcaklaşıyor, kendinizi  o devlet dairesinde memur yada yer sofrasında aileden biri gibi hissederek okuyorsunuz.

Kitaba gelince; Kitap; sizi güldüren, düşündüren, yer yer günümüzde hala birşeylerin değişmediğini görmenizi sağlayan 26 adet öyküden oluşuyor.

Altı çizilenler;

"Biz büyükler, yani devleti yönetenler bizdeki ahlakı topluma vere vere, kendimiz ahlaksız kaldık. Bu da devede kulak. Önemli olan ülkeyi yönetenler değil, yönetilenlerdir. Yönetenlerin ahlaksız olmaları bir anlam taşımaz, yeter ki yönetilenler ahlaklı olsunlar." (Syf.74)

İyi Okumalar :))

22.12.2014

Alice Clayton / Duvarların Dili Olsa

Çerezlik, okunması kolay, bir çırpıda biten kitaplar katogorisine bir yenisini daha ekledim. Bu tarz kitapları okurken nedense aklıma amerikan filmlerinin mutlu sonla biten romantik komedi türü geliyor. Ama şu bir gerçek ki; ben kitap okumayı daha çok seviyorum. Müstehcen içeriğe sahip olmasına rağmen kitaptaki insanların kişiliklerini tahlil etmek hoşuma gidiyor. Çünkü herkesin bilinç altına yerleşen bazı olgular vardır, üstelik bunun dışa vurumu kaçınılmaz davranışlarda sergilenebilir. Yalnız erotik katagorisine giren bu kitapların genelinin "Elli Ton" serisine benzetilmesi biraz sıkıcı olmaya başladı. Daha yaratıcı olunabilir diye düşünüyorum.

Kitaba gelince; Caroline yeni taşındığı evinde gayet mutlu olacağını düşündüğü ilk gece, yan komşusunun şaşırtıcı gürültüsüyle sarsılır. Üst üste devam eden gürültüye dayanamayan Caroline bir gece ansızın komşusunun kapısını yumruklamaya başlar.

İyi Okumalar :))

16.12.2014

Yekta Kopan / İçimde Kim Var

Yazarın son kitabı "İki Şiir Arasında"da bugün kargoyla adresime ulaştığına göre; kitaplığımda okunacak 4 adet Yekta Kopan kitabı daha var demektir. Yeni kitapları çıkana kadar biraz yavaş okuyayım ki okuma listemi güzelleştiren Yekta Kopan satırlarından mahrum kalmayayım. Bana öyküyü sevdiren bir yazardır kendisi. Onun öykülerinin tadı kesinlikle bir başka, zaman zaman tekrar okuduğum öyküler çoğunlukta. Her kitabında başka duygulara kapılıyor, bambaşka insanlar tanıyor, farklı deneyimler kazanıyorum. Öykü sever herkese tavsiyemdir. Başucu kitapları gibi açıp açıp okuyacağınız o kadar güzel yazıları var ki; kesinlikle kitaplığınızda bulundurun. Kitap bittikten sonra ilk yaptığım şey Müzeyyen Senar'dan "İçimde Kim Vardır" eserini dinlemek oldu. Şarkıyı dinledikten sonra daha çok bütünleşiyor sanki herşey.

Kitaba gelince; Cezmi Konur, nam-ı diyar Orson Cezmi; çevresinde O'nu hayranlıkla seven birçok insan. Metin Konur, yıllar sonra babasının ölmediğini öğrenen bir matematik öğretmeni. Yalanlar, geçen yıllar, arayışlar, içten içe hesaplaşmalar.

Altı çizilenler;

"Doğrusunu bulmadan, yanlışını silme." (Syf.18)

"Hani derler ya, öğrenmenin yaşı yoktur diye, doğrudur. Ağaç yaş iken eğilir, lafına inanmam. Odun muyum ben be insanım, istediğim yaşta istediğim kadar eğilirim de bükülürüm de, yeter ki öğreneyim." (Syf.28)

"İnsanın var olmayan şeyler hakkında, var olanlardan daha çok şey bilmesi ne gizemli değil mi?" (Syf.39)

"Gerçek, hiçbir zaman, sunduğu resimlerin arasına albenili farklılıklar yerleştiremiyor. Birbirinin kopyası resimler, birbirinin kopyası hayatlar…" (Syf.42)

"Zaman, ardında bir uçurum olduğu bilinen tepeye doğru yürüyor, dur, diyenlere aldırmadan." (Syf.45)

İyi Okumalar :))



10.12.2014

Akilah Azra Kohen / Fi

İlk defa bir kitap hakkında ne yazmam gerektiğine karar veremiyorum! Düşüncelerim belli, fakat bunu güzel bir dille nasıl paylaşmam gerektiğini belirleyemedim. Çok sert olmamakla birlikte; sosyal medyanın yaptığı gibi kitabı göğede çıkaramayacağım! İkilemde kaldığımı da ayrıca itiraf etmeliyim. Kitap kesinlikle akıcı, başladığınızda bırakamıyorsunuz. Ve inkar etmemeliyim ki; çok güzel satırlar da barındırıyor. Altını çizdiğim birçok yer oldu. Gelgelelim sosyal medyanın abarttığı kadar birşey bulamadım ben kitapta! Deneyim ve farkındalık kelimelerinden gına geldiğini söylemeliyim. Ayrıca bir çok karakterin ön planda olduğu kitaplar pek bana hitap etmiyor sanırım. Bir zamanlar sevip okuduğum, kişisel gelişim kitaplarına benzerliğinden dolayıda haz etmemiş olabilirim. Yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere ikilemde kaldığım bir kitap oldu Fi. Herşeyde olduğu gibi, kitaplarda bireye göre değişeceğine göre, benim yazdıklarımdan etkilenilmesini istemem yinede! Kitap çok havada bir yerde bittiği için ve bana yarım kitap hissi verdiği için devamı olan Çi ve daha sonra gelecek olan Pi'yi de okuyacağım. Umarım kitapların hepsi bittiğinde fikrim bir nebze olsun değişir. Fakat söylemeden edemeyeceğim; zaman kıymetli!

Kitaba gelince; Can Manay; kendine güvenen, istediğini elde eden, toplumda belli bir üne sahip olmuş çok ünlü bir psikolog. Can Manay ve çevresindeki insanların karşılıklı ilişkilerine tanık olacaksınız kitapta.

Altı çizilenler;

"Özgürlük fazlaca abartılmış bir yanılsamadan başka birşey değil aslında. Bir bedenin içinde var olan ve zamana tabi yaşayan bir yaratık nasıl özgür olabileceğini sanır ki !" (Syf.60)

"Bazı yaşanmışlıklar yaşamın kendisine aykırı olabilir. Bunları hatırlayıp gündelik hayatınızın parçası haline getirerek yaşamak çok ağır hatta bazen imkansız olabilir. Ya onları beyninizde hiç uğramadığınız bir yere gömeceksiniz ya da adım adım  sistemli bir şekilde temizlemeye gireceksiniz." (Syf.79)

"Birşeyin daha güzel olabilmesi için önce yıkılması gerekebilir. Bırak başarısız olsunlar, çekip giderler." (Syf.130)

"Diğerlerine ihtiyaç duyan bir budala asla kendisi olamaz." (Syf.132)

"Deneyim vardığımız yer değil, gittiğimiz yoldur." (Syf.198)

"İyi şeyler tesadüfen olmuyor. Vazgeçmediğin sürece iyi birşey için şansın var demektir." (Syf.225)

"Aslolan tek şey deneyim. Yaşadığın şeyin seni nereye götürdüğü, yaşadığın şeye verdiğin tepkiye göre değişir." (Syf.315)

"Bazen kendini bulmak için önce kaybetmen gerekiyor." (Syf.339)

İyi Okumalar :))

1.12.2014

Kadir Aydemir / 90'lar kitabı Çocuk mu Genç mi?

80'li yıllarda doğmuş bir insan olarak çocukluğum tamda 90'lara denk geldi. İyi mi oldu kötümü bilemem ama; sanırım o zamanlar hayat daha güzeldi. En önemlisi insanlar daha anlayışlı idi. Sevgiden öte ilk önce karşılıklı saygı vardı insanlar arasında. Saygı varsa gerisi zaten geliyordu. Herşeyiyle cıvcıvlı yıllardı. Politika, giyim kuşam, müzikler. 5. sınıfa geçtiğim yaz, bir yaz çocuğu olarak doğumgünümü kutladığım gün hediye olarak gelmişti Burak Kut / Benimle Oynama albümü. Çocuk sevinci havalara uçmuştum. Çat çat aç kapa mini teyplerde dinlerdik albümleri. Karışık albümler hazırlanırdı 60'lık yada 90'lık kasetlere. Arkadaşlarla bir araya geldiğimiz zaman vakit geçirememek gibi bir kaygımız olmazdı. Oyunlarımız vardı bizim. İsim şehir, adam asmaca, tren. Şimdiki gibi öyle herkesin elinde birer android telefon birbirinden bağımsız şekilde yaşamazdık. Lambada eteklerimiz vardı. Okul müsamerelerinin vazgeçilmez gösterisi lambada eşliğinde dans etmek olurdu tabii ki. Yonca Evcimik şarkılarıyla büyüdük, sabah 07.15 vapuruna binince bizde O'nu karşımızda görebilecekmiyiz diye hayaller kurardık. İlk aşklarımız. Yaşayıp yaşayacağımız en masum aşklar. En çok aklımda kalan kırmızı çorap giymezdim ben. Çocukluk işte. Hep beyaz olsun isterdim. Şuan ise bir tane beyaz çorabım yok. Sanırım bazı şeylerin inadı çocuklukta güzel. İnsanın çocukluğuna ait yazacakları hiç bitmezki !! Heleki günümüz çocukları teknolojiye yenilmişken onlara paylaşımlarımızla alakalı anlatacağımız o kadar çok şey var ki !! O yüzdendir kitaplığınızda bulundurun bu kitabı. Çocuklarınıza bizlerin yaşadığı dönemlerin daha sıcak, daha içten olduğunu gösterebilmek için !!
(Not: Yitik Ülke Yayınları'ndan çıkan "80'lerde Çocuk Olmak" ise ayrı bir güzellik.)

Kitaba gelince; 111 yazarlı bir kitap. Aralarında tanıdık simalarında bulunduğu yazarların sıcacık yazıları sizi o yıllara götürüyor. Oturup adım adım çocukluğunuzu düşünüyorsunuz. Bazı yerleri kopukta olsa yazılanlar arasında buluveriyorsunuz. Okunmalı.

Altı çizilenler;

"…değişimin tek simgesi olmuş Dolly adlı bir koyun görünüyordu. Bu demek ki artık klonlanmış hayatlar yaşamaya başlayacaktık." (Syf.107)

"Aradan geçen yıllarda öğrendiğim önemli bir hayat bilgisi, insanın eskiyi tüketmeden de yeniyi yaratabileceği, yeniye sevdalanabileceği gerçeği." (Syf.111)

"Hay çıkmaz olaydı özel televizyonlar, istediğin zaman istediğin programı izliyorsun kolpasıyla yedirdiler. Ne istediğmizi hiç bilemediğimiz ve harbiden istediklerimiz yedi bin ışık yılı uzakta olduğu için yirmi senedir hala bulamadık neyi istediğimizi." (Syf.135)

"Fazil Say'ın da söylediği gibi, emeğin karşılıksız kaldığı bir toplum kültürünün anahtarı olmuştu arabesk. Bu ülkede ünvan, emek ve saygı söke söke alınabilecekti bundan böyle."

İyi Okumalar :))