29.09.2014

Nermin Yıldırım / Unutma Beni Apartmanı

Yine bir arkadaşımın, hiç beklemediğim anda gönderdiği kargo paketinden çıkan kitap, kitaplığımda okunanlar arasına girdi. Arkadaşlar tarafından hatırlanmak, üstelik bunun bir kitap ile olması beni mest eden şeylerden biri. Her zaman söylerim; kitap kadar güzel bir hediye yok. Aslında almayı düşündüğüm bir kitaptı. İlk etapta kapağındaki merdivenlere bayılmıştım. Daha sonra arka kapak yazısı beni cezbetti. Almayı düşünürken kapımda bitiverdi. Kitapların içinde, başka kitaplardan, filmlerden bahsedilmesinden çok hoşlanıyorum. Buda o katogoriye giren kitaplardan biri. Sürekli not aldım. Okunması ve izlenmesi gerekenler. Roman içinde roman okuyorsunuz ayrıca. Daha fazla ayrıntı yok !! Alın, okuyun, kitaplığınızda bulunsun.

Kitaba gelince; Kırk üç yaşına kadar görmediği annesinden aniden telefon alan bir kadın. Süreyya. Bu telefonla birlikte; geçmişiyle yüzleşmeye çalışan, gizli ve karakterlerine kendini yansıtan bir yazar. Bazen herşeyden kaçmak ister insan…

Altı çizilenler;

"Acımak, başkalarının çektiği azaba bakıp, onların yasını tutarmış gibi yaparak kendi mutluluğuna şükretmektir…" (Syf.10)

"Gereklilik kipleri duygularımızı yönlendirmeye başladığında sahicilikten uzaklaşırız. Çünkü öyle olması gerektiği için öyle hissetmek, insanın kendisini kandırmaya çalışmasından başka birşey değil bana göre." (Syf.23)

"İnsanın kişisel tarihi başladıklarıyla değil bitirdikleriyle, kazandıklarıyla değil kaybettikleriyle yazılıyor." (Syf.43)

"Geçmişimiz her zaman geleceğimiz hakkında söz sahibi olmaz mı?" (Syf.167)

İyi Okumalar :))

24.09.2014

Ender Haluk Derince / Menekşe Kokulu Hikayeler

Taa İzmir'lerden hediye olarak gelen kitabımı çok uzun zaman önce okumama rağmen bloguma ekleme fırsatını yeni buluyorum. Lise yıllarından beri görüştüğüm ve komşulukla pekiştirdiğimiz dostumdan geldi mis kokulu kitap. Bir zamanlar "Tavuk Suyuna Çorba" serisi vardı. Benim lise zamanlarımda, kitaplığımdada birkaç tanesi bulunur. Kıssadan hisse dediğimiz hikayeler bulunduran o kitaplara benziyor içeriği. Okuduğunuzda sizi ısıtan, düşündüren, aslında hep yapılması gerekeni hatırlatan birçok kısa hikayeden oluşuyor. Okurken etkileniyor, hak veriyor, keşke böyle olsa dediğimiz ama hiçbir zaman uygulamaya geçiremediğimiz duygular !! Kitabın bir diğer özelliği mis gibi kokması. İlkokul çağlarında kokulu not defterleri vardı !! Onları hatırlattı bana. Çocukluğuma götürdü o mis kokulu sayfalar. Ruhunuzun ve beyninizin biraz sakinleşmesi için okunabilir. Zaten büyük puntolar kullanıldığı için hemen bitirebilirsiniz.

Altı çizilenler;

"Malını, mülkünü ver de bir gönül al; al da o gönül, mezarda o kapkara gecede ışık versin sana." (Syf.31)

"Düşünceye gem vurmak. zihne gem vurmak demektir, bu ise rüzgarı zapt etmekten daha zordur." (Syf.35)

"Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse fazla birşey düşünmüyor demektir." (Syf.75)

"Kimlere meydan okumaz ki insan, tek başına düşündüğü zaman..." (Syf.160)

"Parçaları kaybolmuş puzzle gibi artık insanlar. Kiminin kalbi, kiminin ruhu, kiminin beyni yok." (Syf.179)

İyi Okumalar :))


15.09.2014

Vedat Türkali / Bir Gün Tek Başına

Favori yazarlarım arasında olan Vedat Türkali'nin bir kitabını daha sonlandırdım. 743 sayfalık serüvene nihayet tatilde noktayı koydum. Kayıp Romanlar'dan sonra siyasi içeriği ağır basan bir kitabın daha beni böyle etkileyeceğini düşünmemiştim. Sanırım; bir hayli kalın olan kitabı bir o kadar daha olsa okurdum. Bazı kitap sitelerinde okuduğum yorumlardan yola çıkarak; kitabın çok uzun ve fazla ayrıntılı oluğu fikrine katılmıyorum. Bence anlatılmak istenen herşey ne uzun ne kısa, tamda olması gerektiği gibi. Belli bir yılı anlatan; hele ki siyasi olayların var olduğu yılları anlatan bir kitap zaten uzun olmalı ki herşeyi açıklığı ile yansıtabilsin. Biraz tarih, biraz siyaset seven herkes Vedat Türkali okumalı. Kesinlikle tavsiye bir kitap.

Kitaba gelince; Kenan, 27 Mayıs 1960 darbesinde tutuklanarak içeri alınır. Fakat yaşananlardan o kadar  yılmıştır ki; müdüriyette yaşananlardan sonra serbest kalmış ve bir daha olaylara karışmamıştır. Taa ki Günsel ile tanışana kadar. Orta yaşlı hali ile 23 yaşında bir üniversite öğrencisi olan Günsel'e ayak uydurmaya çalışan Kenan kendini yıllar öncesinin olaylarının içinde bulur. Bu aşk Kenan'ı nereye sürükleyecek?

Altı çizilenler;

"Değişmeyen tek şey değişmektir de bu ülke niye değişmez!" (Syf.7)

"Bütün ülke kocaman bir cezaevi ! Birisi etmişti bu sözü, kimdi? Nazım'ın hapisten çıkması sırasındaydı...Demek bizden başkaları için de cezaevi bu ülke. Kimler için? Kimin için değil ki? Çok küçük bir azınlığı çıkardın mı geri kalan herkes için cezaevi. Yalnız kimileri bilincinde, kimileri değil. Acı çektiğinin bile bilincinde değil kimileri !" (Syf.385)

"İnsan dendi mi ne erkektir o, ne kadın. Birleşince yarımşardan bir olurlar, insan olurlar. Bütün çaba insan olmak." (Syf.474)

İyi Okumalar :))