17.07.2014

Jean Christophe Grange / Şeytan Yemini

İki haftalık bir süreçten sonra kitabım bitti ve nihayet bloğuma ekleme lüksüne nail oldum. Konusu, ilerleyişi, kurgusu; herşeyi çok iyiydi. Ama ben neden bu kadar uzun zamanda okudum bilemiyorum. Yaz sıcakları, ramazan koşturmacası gibi bahaneler sunabilirim sanırım. Grange'a her kitapta biraz daha hayran oluyorum. Olayların kurgusuna ve onları birbirlerine bağlama yeteneğine bayılıyorum. Her zaman dediğim gibi, kitap yazarken; içerikten belli olan araştırma yetisini, hayali değilde gerçek bilgiler katarak bizlere aktarmasını takdir ediyorum. Tüm ayrıntılarıyla anlattığı mekanları ayrıca gidip görme isteği ise beni büyülüyor. Okuduğum satırlardan bu kadar etkilenip, gidip görme isteği !! İnşallah birgün diyorum ve kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum !! Yazarın bugüne kadar okuduğum tüm kitapları için ortak düşüncem; kitaplığınızda var olsunlar, pişman olmazsınız :)

Kitaba gelince; Mathieu Durey Ruhban okulunda yetişmiş, cinayet masasında görev alan bir polis. Çocukluğundan itibaren tanıdığı Luc Soubeyras'ın intihar girişimi ve komaya girmesiyle başlayan olaylar zinciri Durey'i çok farklı bir seri cinayet zincirine sürükler.

İyi Okumalar :))

9.07.2014

Muzaffer İzgü / Anamı Da Aldım Geldim

2009'da aldığım ve yazarın imzasını taşıyan kitap gerçekten okunmaya değer. Muzaffer İzgü'nün bu eseride (diğerleri gibi); sosyal, ekonomi, siyaset gibi kavramlara mizah duygusunu katarak, yarı gerçek, yarı alaylı taşlamalarıyla kaleme alınmış. Okurken sıkılmayı bırakın, sık sık kahkahalar atıyorsunuz. Ayrıca yaşanan güncel bir çok konuyu mizah öykülerinde yer veren yazarın korkusuzca açıklığı sizi etkiliyor. Eleştirmek her ne kadar yapılabilir de olsa herkesin kaldıracağı bir tutum değildir. Eminim yazarı, özellikle siyaseti fazla ciddiye alan ve yaşayan kişiler sevmeyecektir. Fakat ben her zaman savunduğum şeyi söylemeden edemeyeceğim; her kitap okunmalı !! Hepsinin size vereceği ve belki de bugüne kadar göremediğiniz şeyleri görmenizi sağlayacağı yanları vardır. 

Kitaba gelince; Yazar, yakın tarihimizde yaşanan siyasi olayları, zevkli, akıcı, keyifli, esprili bir mizah diliyle bizlere sunmuş.

Altı çizilenler;

"Ölüsü olan bir gün ağlarmış, delisi olan her gün ağlarmış." (Syf.59)

"Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler, benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı." (Syf.95)

İyi Okumalar :))

1.07.2014

Kürşat Başar / Yaz

Yine Kürşat Başar, yine muhteşem bir kitap, yine boğazımda düğümler ve keşke hiç bitmese demeler. Başucumda Müzik'i okuduktan sonra hissettiğim tadın aynısı. O'nu okuduktan sonra bir erkeğin aşkı nasıl bu kadar güzel anlattığını vurgulamış ve mest olmuştum. Ama oluyormuş, bir erkek aşkı kesinlikle çok güzel anlatabiliyormuş. Yaz'ın sayfalarında buna şahit olacaksınız. Sanırım yazarın tüm kitaplarını kitaplığımda görmek istiyorum; o yüzdendir ki hemen alınacaklar listesine ekledim. Kesinlikle okuyun derim. Kitaplığınızın bir köşesinde bulunsun, bulunsun ki; hemen her sayfada altını çizeceğiniz cümleleri ara ara alıp okuyabilesiniz. O kadar çok satır çizdim ki hepsini buraya ekleyemeyecek olmam bile alıp okumanız için iyi bir neden. :))

Kitaba gelince; Rumların işgal ettiği bir Kıbrıs. Annesini kendisi doğarken kaybeden Murat. Birgün eve dönmeyen baba ve zorunluluktan babaanne ile İstanbul'a göç. Yaz, ilk aşk, ilk heyecan. 

Altı çizilenler;

"Kimbilir, belki de gerçekten gizemli olan birşey var, hepimiz için ayrı yazılmış, şifreli bir yazı gibi, ne yaparsak yapalım bizi yine o kurguya çeken, kendi verdiğimiz kararlarla hayatımızı kurduğumuzu sanırken aslında önceden tasarlanmış bir sahnenin oyuncusu yapan…" (Syf.23)

"…kim bu devirde, televizyondaki bir diziyi, çalıp duran telefonda bir arkadaşın anlattıklarını, tanıyıp tanımadığı insanlara olur olmaz notlar yazmayı, bilgisayar başında geçirilen saatleri, akşama gidilecek eğlenceyi bırakıp da yüzlerce sayfalık bir romanı, satırlarını, bölümlerini atlamadan okur ?" (Syf.53)

"…sonunda pek fazla birşey değişmemişti. Birileri daha büyük evlerde otururken ötekiler daha küçük evlerde oturuyor, herkes daha büyük bir evde oturmak için çabalıyor ama sonunda herkes ancak kendi sığacağı kadar küçük bir toprak parçasına gömülüp unutuluyor." (Syf.75)

"Çünkü insan kitaplarla, hayallerle, kendi odasında, dünyada başına gelecek herşeyden uzak ve huzurludur." (Syf.77)

"Ne garip? Çocukken sorduğun soruların pek çoğuna büyüyünce de cevap bulamıyorsun." (Syf.244)

İyi Okumalar :))