28.05.2014

Melike İnci / O Anda

Kitabı an itibariyle (28.05.2014/ 09:53) bitirdim ve hemen yazmaya can attım nedense. Yeni bir yazar okuma zevkini yine Yitik Ülke ile tattığım için mutluyum. Alırken sadece konusuna şöyle bir baktığım kitap beni çok farklı duyguların içine hapsetti. Geçmiş, günümüz ve gelecek; hepsinin harmanlandığı, sevginin, aşkın, bağlılığın, kıskançlığın, dostluğun var olduğu sayfalar. Hiç sıkılmadan okuyacağınız hayatlar. Bir sonraki sayfaya geçme isteği. Karakterlerin birbirleriyle olan bağlantısı ve ilişkileri, kurgu, olayların akışı çok iyi ve kesinlikle zekice. Uzun zamandır okuduklarımın içinde en iyiler arasına girdi. Yitik Ülke'ye ayrıca teşekkür etmek istiyorum, biz sevgili okuyucularını böylesi yazarlarla tanıştırdığı için. Şu ana kadar okunanlar benim için hep farklı ve özeller. Kitaplığımın en sıcak, en içten misafirleri. Kesinlikle keşfedilmesi gereken bir yayınevi. "O Anda" ise kesinlikle tavsiye kitabımdır.

Kitaba gelince; Murat bir sabah ani bir kararla evden uzaklaşacağını söyler. Yasemin merak etse de fazla tepki göstermez gitmesine. Ama aklı karışıktır. Selim'in ziyaretiyle daha da karışmıştır. Yasemin Murat'ı düşünmemeye çalışırken, Selim ile Murat'ın annesi Zübeyde Hanım'ın olan, içinde mektuplar ve bir defter bulunan bir kutu bulurlar. Aşklar, dostluklar ve belki de pişmanlıklar…

İyi Okumalar :))

11.05.2014

Yekta Kopan / Yedi Derste Vicdan Muhasebesi

Yine çok keyifli bir Yekta Kopan kitabıyla farklı dünyalara yelken açtım. Bana öykü okumayı sevdiren yegane yazarlarımdan birisi kendisi. Kitapta bulunan öyküler öyle bir yer ediyor ki; durup sizde kendi vicdan muhasebenizi yapıyorsunuz. İç sesler, iç seslerin farklı dışa vurumları, kendinizi dinlemek, kendinizle konuşmak, vicdanınızı dinlemek. Çelişkiler aslında bizi biz yapan. İç sesimizi gerçekten dışa vurabiliyorsak ne mutlu bize. Kendimizle başbaşa farklı şeyler düşünüp bunu dışa yansıtırken birçok elekten geçirmek. İnsan ilişkileri, bağlar, kopanlar, bağlananlar, kucak açanlar ve her seferinde vicdanını dinleyenler. Kitap kesinlikle okunmalı. Sizde bir nebze de olsa vicdanınızla başbaşa kalmalısınız. Sevgili yazarın tüm kitapları kitaplığımda beni bekliyorlar. Okuma sırama bu birbirinden güzel öykü kitaplarını serpiştirmeyi kesinlikle çok seviyorum.

Kitaba gelince; Yedi öyküden oluşan kitapta, kahramanların kendilerini dinleyip, vicdanlarıyla başbaşa kalıp, kaf karşısındakini kaf kendini eleştirerek bir çözüme ulaşma çabalarını okuyoruz.

Altı çizilenler;

"…Günde bir kitap bitirmezse kendisini yaşamın gerisinde kalmış hisseden babaların gazetenin spor sayfasına mahkum olmuş oğulları." (Syf.11)

"…Millet çöplükten ekmek topluyor, bunlar daha ne kadar bal yalarız derdinde." (Syf.129)

İyi Okumalar :))

8.05.2014

Sine Ergün / Burası Tekin Değil

Yine bir Yitik Ülke kitabı. Kitap yayınevinden hediye geldi. Sanırım yazarın bununla birlikte, son çıkan kitabı Can Yayınları'ndan yayınlanmış. Kitap kısa kısa 27 öyküden oluşuyor. Yazar, öykülerine genellikle şehir hayatının bilinmezliğinde yaşayan insanları katmış. Ve ben ilk defa bir öykü kitabından sıkıldım. Nedendir bilinmez, pek içine giremedim öykülerin. Belki de yanlış bir zamanda okumuşumdur. Öyküler kopuktu sanki, tamamlanmamış hissi vardı. Öyküler kısa ve net olmasına karşın bir türlü adapte olamadım. Okuyacak olanları kesinlikle etkilemek istemem gerçi. Kitapların öyle bir dünyası var ki; ruh halinizle kesinlikle örtüşmesi gerekir. Zaman zaman kitapla ilgili eleştirileri takip edeceğim, ve kimbilir belki ilerki bir zamanda tekrar okurum ve fikirlerim tamamen değişir.

İyi Okumalar :))

7.05.2014

Nilgün Şimşek / Siyah Sardunyalar

Yine bir Yitik Ülke kitabını hayal kırıklığına uğramadan, keyif alarak sonlandırdım. Tam da tahmin ettiğim gibi Yitik Ülke tadında idi. Hele birde fuarda yazarı tarafından bizzat imzalanmış ise daha bir keyifli okunuyor. Bazen insan içinde yaşıyormuşçasına, karakterine bürünmüş kitaplar okumayı özlüyor. Fuardan bu yana beklettiğim için kendime biraz kızdım doğrusu. Ben gibi, siz gibi, biz gibi kitaplar insanı farklı bir boyuta götürüyor. Bir yandan satırları okurken bir yandan da kendinizi sorguluyorsunuz. Ana karakter kendini anlattıkça siz de kendinizi ona anlatıyorsunuz. Karakter yaşadıklarını ruhuna, beynine bağıra çağıra söylerken, dışına kapalı kapılar ardında atıyor. Bu değişik bir çelişki aslında, insan ruhuna haykırdıklarından gerçekten nasıl kurtulur ki ? Bazen en yakınlar uzak, en uzaklar yakın olurken ? İlişkileri kopuk bir ailede büyümek, çocukluğundan hatırladığın en kalıcı şeyin sadece bir renk olması…Sığınmak için seçilen kucağın bir önceki kuşak olması ve çabuk yitmesi…Aile, aşk, nefret, özlem, kaybedişlerde yok olmak…Kesinlikle okunmalı !!!

Kitaba gelince; Nazlı yıllar sonra, sokak ortasında yaşanan bir karşılaşmayla karmakarışık duyguların içine girer. Evde düzenlenen yeni yıl partisinde, hiç sevmediği kız kardeşi Nalan'dan aldığı hediyeden sonra tamamen dağılır. Gecenin sabahında ortadan kaybolur. Geçmişini bıraktığı yerde sorgulamaya gider. Ömer, Nazlı'nın eşi, Nazlı'nın bu tutumunu merak edip, Nazlı'nın kendine ait odasında bir yolculuğa çıkar.

Altı çizilenler;

"Yılbaşını kutlamak, yaşlar takvimine atılan bir kısa çentiğin daha hüznünü gizlemek için insanoğlunun kendine ve yakınlarına dayattığı yalancı coşkudan başka ne olabilir ?" (Syf.18)

"…kaderine yol yazılmış olanları tutamazsınız. Kadere karşı gelip, gidemeyenlerse bedenleri boş, ruhları varamadıkları adreslerin yollarında kayıp yaşarlar sonsuza dek." (Syf.25)

"Ne olursa olsun yaşamaksa asıl olan, açtığın parantezleri kapatmayı da bileceksin." (Syf.42)

"Bu şehirde herkes gözünü gerektiğinde kapamayı öğrenmişti zaten. Duymazdan, bilmezden gelmek, yaşam biçimiydi sıradan insan için. Korku insanı insan yapan her tür duyguyu çoktan örselemişti." (Syf.153)

"Yaşamak, zaman denen boşluğu onunula bununla doldurmak değildir. İçimizdeki, dışımızdaki bütün detayların farkına varmaktır. Titizlikle." (Syf.199)

"Hayat insanı nereye savurursa savursun, mutlaka tutunacak sağlam birkaç dal bulunabilirdi." (Syf.310)

İyi Okumalar :))