15.09.2014

Vedat Türkali / Bir Gün Tek Başına

Favori yazarlarım arasında olan Vedat Türkali'nin bir kitabını daha sonlandırdım. 743 sayfalık serüvene nihayet tatilde noktayı koydum. Kayıp Romanlar'dan sonra siyasi içeriği ağır basan bir kitabın daha beni böyle etkileyeceğini düşünmemiştim. Sanırım; bir hayli kalın olan kitabı bir o kadar daha olsa okurdum. Bazı kitap sitelerinde okuduğum yorumlardan yola çıkarak; kitabın çok uzun ve fazla ayrıntılı oluğu fikrine katılmıyorum. Bence anlatılmak istenen herşey ne uzun ne kısa, tamda olması gerektiği gibi. Belli bir yılı anlatan; hele ki siyasi olayların var olduğu yılları anlatan bir kitap zaten uzun olmalı ki herşeyi açıklığı ile yansıtabilsin. Biraz tarih, biraz siyaset seven herkes Vedat Türkali okumalı. Kesinlikle tavsiye bir kitap.

Kitaba gelince; Kenan, 27 Mayıs 1960 darbesinde tutuklanarak içeri alınır. Fakat yaşananlardan o kadar  yılmıştır ki; müdüriyette yaşananlardan sonra serbest kalmış ve bir daha olaylara karışmamıştır. Taa ki Günsel ile tanışana kadar. Orta yaşlı hali ile 23 yaşında bir üniversite öğrencisi olan Günsel'e ayak uydurmaya çalışan Kenan kendini yıllar öncesinin olaylarının içinde bulur. Bu aşk Kenan'ı nereye sürükleyecek?

Altı çizilenler;

"Değişmeyen tek şey değişmektir de bu ülke niye değişmez!" (Syf.7)

"Bütün ülke kocaman bir cezaevi ! Birisi etmişti bu sözü, kimdi? Nazım'ın hapisten çıkması sırasındaydı...Demek bizden başkaları için de cezaevi bu ülke. Kimler için? Kimin için değil ki? Çok küçük bir azınlığı çıkardın mı geri kalan herkes için cezaevi. Yalnız kimileri bilincinde, kimileri değil. Acı çektiğinin bile bilincinde değil kimileri !" (Syf.385)

"İnsan dendi mi ne erkektir o, ne kadın. Birleşince yarımşardan bir olurlar, insan olurlar. Bütün çaba insan olmak." (Syf.474)

İyi Okumalar :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder