7.05.2014

Nilgün Şimşek / Siyah Sardunyalar

Yine bir Yitik Ülke kitabını hayal kırıklığına uğramadan, keyif alarak sonlandırdım. Tam da tahmin ettiğim gibi Yitik Ülke tadında idi. Hele birde fuarda yazarı tarafından bizzat imzalanmış ise daha bir keyifli okunuyor. Bazen insan içinde yaşıyormuşçasına, karakterine bürünmüş kitaplar okumayı özlüyor. Fuardan bu yana beklettiğim için kendime biraz kızdım doğrusu. Ben gibi, siz gibi, biz gibi kitaplar insanı farklı bir boyuta götürüyor. Bir yandan satırları okurken bir yandan da kendinizi sorguluyorsunuz. Ana karakter kendini anlattıkça siz de kendinizi ona anlatıyorsunuz. Karakter yaşadıklarını ruhuna, beynine bağıra çağıra söylerken, dışına kapalı kapılar ardında atıyor. Bu değişik bir çelişki aslında, insan ruhuna haykırdıklarından gerçekten nasıl kurtulur ki ? Bazen en yakınlar uzak, en uzaklar yakın olurken ? İlişkileri kopuk bir ailede büyümek, çocukluğundan hatırladığın en kalıcı şeyin sadece bir renk olması…Sığınmak için seçilen kucağın bir önceki kuşak olması ve çabuk yitmesi…Aile, aşk, nefret, özlem, kaybedişlerde yok olmak…Kesinlikle okunmalı !!!

Kitaba gelince; Nazlı yıllar sonra, sokak ortasında yaşanan bir karşılaşmayla karmakarışık duyguların içine girer. Evde düzenlenen yeni yıl partisinde, hiç sevmediği kız kardeşi Nalan'dan aldığı hediyeden sonra tamamen dağılır. Gecenin sabahında ortadan kaybolur. Geçmişini bıraktığı yerde sorgulamaya gider. Ömer, Nazlı'nın eşi, Nazlı'nın bu tutumunu merak edip, Nazlı'nın kendine ait odasında bir yolculuğa çıkar.

Altı çizilenler;

"Yılbaşını kutlamak, yaşlar takvimine atılan bir kısa çentiğin daha hüznünü gizlemek için insanoğlunun kendine ve yakınlarına dayattığı yalancı coşkudan başka ne olabilir ?" (Syf.18)

"…kaderine yol yazılmış olanları tutamazsınız. Kadere karşı gelip, gidemeyenlerse bedenleri boş, ruhları varamadıkları adreslerin yollarında kayıp yaşarlar sonsuza dek." (Syf.25)

"Ne olursa olsun yaşamaksa asıl olan, açtığın parantezleri kapatmayı da bileceksin." (Syf.42)

"Bu şehirde herkes gözünü gerektiğinde kapamayı öğrenmişti zaten. Duymazdan, bilmezden gelmek, yaşam biçimiydi sıradan insan için. Korku insanı insan yapan her tür duyguyu çoktan örselemişti." (Syf.153)

"Yaşamak, zaman denen boşluğu onunula bununla doldurmak değildir. İçimizdeki, dışımızdaki bütün detayların farkına varmaktır. Titizlikle." (Syf.199)

"Hayat insanı nereye savurursa savursun, mutlaka tutunacak sağlam birkaç dal bulunabilirdi." (Syf.310)

İyi Okumalar :))



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder