31.08.2013

Ahmet Hamdi Tanpınar / Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Uzun zaman önce bitirdiğim fakat tembellikten bloğuma aktaramadığım bir kitap 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü'...Yine 'Kitap Kardeşliği' ile okuduğumuz bir kitaptı...Birçok kişi ile aynı anda aynı kitapları okumak, zaman zaman aynı satırların altını çizdiğinizi görmek gerçekten keyif verici...Twitter ve Facebook gibi sosyal medya kuruluşlarından ulaşabilirsiniz kardeşliğe...

Kitap uzun zamandır kitaplığımda olan fakat bir türlü elime alamadığım bir eserdi...Kardeşlik sayesinde okunacakların önüne alıp nihayet okudum...Ahmet Hamdi Tanpınar'ın okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle son olmayacak...Kitap gerçekten keyifli...Güldürüyor, düşündürüyor...İnsanların bulundukları yaşamın içinden daha modernize olmuş bir yaşama geçme süresindeki bocalamaları aktarılıyor...Trajikomik bir roman sizi bekliyor...

Kitaba gelince ; Çocukluğunda bir saatçinin yanına çırak olarak giren Hayri İrdal hayatı boyunca saatleri herşeyden hep bir adım önde tutmuştur...Başından iki evlilik geçmiş...Değişik kişilikte akrabalarıyla olan ilişkileri ise hiç iç açıcı değildir...Hayatı boyunca bir işin ucundan tutup vakıf olamamıştır, taaa ki Halit Ayarcı ile karşılaşana kadar...Halit Ayarcı biraz fırıldak tipte bir karakter...Hayri İrdal'ın saf ve mecburiyet halinden faydalanıp, saatlere olan düşkünlüğünü kullanıp birlikte "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"nü kurarlar...Herşey tam yoluna girdi derken Amerika'dan gelen bir heyet bu enstitünün gerekli olmadığına karar verir...

Altı çizilenler ;

''Politikadaki hürriyet, bir yığın hürriyetsizliğin anahtarı veya ardına kadar açık duran kapısıdır.'' (Syf.21)

''Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır...Bu da gösterir ki, zaman ve mekan, insanla mevcuttur!'' (Syf.31)

''Şahsiyet dediğimiz şey bu, yani hafızanın ambarındaki maskelerin zenginliği ve tesadüfü, onların birbiriyle yaptığı terkiplerin bizi benimsemesidir.'' (Syf.52.)

''Her insan, ne kadar müspet yaradılışta olursa olsun ölümünden sonra tekrar dirilmeyi düşünür, özler.'' (Syf.66)

''Hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız.'' (Syf.108)

İyi Okumalar :))

29.08.2013

Jean Christophe Grange / Kaiken

Kitap kardeşliği ağustos kitabı sonunda bitti !!! İlk defa bu kadar tembel bir ay geçirdim...İstanbul dışında geçirdiğim tatilin bu ay ki okuma hızımı düşürdüğü kesin...İyi bir dinlenmeye ihtiyacım varmış demek ki...Ama bunu en kısa zamanda telafi edeceğim...Kaiken'i ağustos ayının tamamına yayıp okudum diyebilirim...Yanında iki tane yarım kitabımı da bitirmeye çalışıyordum tabii ki !!! Kitabı sevdim mi açıkcası hala karar veremiyorum...Sürükleyici olduğunu inkar etmiyorum...Fakat kitabın başında bizlere sunulan hikaye sanki ana hikayeden ayrı gibi idi...Kitapta iki ayrı hikaye okudum diye düşünüyorum...Nedense bir bütünlük yakalayamadım...Ana karakter değişmeden iki ayrı olaylar silsilesi...Yada uzun zaman elimde kaldığı için belki de ben bir bütünlük yakalayamamışımdır !!! Ben karar veremedim açıkcası...Grange severlere tavsiyemdir yine de...

Kitaba gelince; Olivier Passan Fransa'nın Seine Saint Denis bölgesinde polis teşkilatında görevlidir...Karısı Naoko ile boşanma eşiğinde olan Passan, bölgesinde yaşanan bir dizi seri cinayetin içinde bulur kendisini...Seri cinayetleri çözmeye çalışırken evine yapılan bir kaç saldırıdan ailesinin de tehlike de olduğunu anlar...Tüm ip uçları, hayatını yetiştirme yurtlarında geçiren Patrick Guillard'ı göstermektedir...Olayı çözdüğüne inanan Passan kendini hiç tahmin etmediği farklı olayların içinde bulur...

İyi Okumalar :))