31.05.2013

Alan Bradley / Bir Tuhaf Turta Davası

Çok keyifli bir kitabı daha geride bıraktım...Polisiye severlere önerebileceğim kitaplardan biri...Yalnız birşeye karar veremedim ; kitap yetişkinler için mi yoksa çocuklar için mi ?? Kitabın güzel olduğunu kabul ediyorum ama, kitabın ana karateri 11 yaşındaki Flavia yaşına göre biraz fazla bilgiye sahipti sanki !! Ama söylemem gerekir ki şu ana kadar okuduğum kitaplarda ki en sevimli çocuk karakterdi Flavia...

Kitaba gelince ; Flavia De Luce 11 yaşında, kimyaya ve zehirlere meraklı bir çocuktur...1950'li yıllarda geçen kitapta, annesini kaybetmiş olan Flavia, Buckshaw'da babası ve iki kız kardeşiyle yaşamaktadır...Bir sabah mutfak kapısına bırakılan, gagasından pul geçirilmiş ölü bir su çulluğu ile birden malikanede ki herşey değişir...Ardından Flavia'nın bahçede bulduğu cesetle herşey daha da karmaşık hale gelir...Flavia küçük bir dedektif edasıyla yaşına rağmen sahip olduğu engin bilgiler ve zekasıyla olayı çözmeye karar verir...

Kitabın başındaki sevimli cümleyi yazmadan geçemeyeceğim :)) Tüm turta sevenlere gelsin ;

"Turtanın içindeki tatlılık olmasa, dışındaki onca kıtır kimin umurunda?" 
(William King,Aşçılık Sanatı /1708)

İyi Okumalar :))

28.05.2013

Fakir Baykurt / Eşekli Kütüphaneci

Fakir Baykurt sayesinde bugüne kadar Eşekli Kütüphaneci olarak bildiğim sevgili Mustafa Güzelgöz ile tanışma fırsatı buldum...Bir insanın okuma sevdası ve bunu yayma hırsı beni gerçekten çok etkiledi..Keşke toplumun her kesiminde böyle bir paylaşım olabilse !!! Kitapların benim için kesinlikle ayrı bir yeri vardır, bu sevgi sevgili Mustafa Güzelgöz ile daha da perçinleşti...Umarım birgün herkesin Eşekli Kütüphaneci ile tanışma fırsatı olur...

Kitaba gelince; Yıllar önce Ürgüp'ten göçe zorlanan ailelerden birinin üçüncü kuşağı olan Dimitrios Katsikas, Yunanistan'ın Larisa şehrinden kalkıp Ürgüp'e gelir...Aile büyüklerinin yaşadığı toprakları görmek, onlar adına o havayı bir kez daha soluyabilmek için...Kendisine yardımcı olması için önerilen Aziz Güzelgöz ile tanışması ise O'nu Eşekli Kütüphaneci'ye götürür...Sevgili Mustafa Güzelgöz ve Dimitrios arasındaki bağ hiç ummadıkları şekilde duygusal bir bağa dönüşür...

Kitabın arka kapağında verilen bilgiye göre, Eşekli Kütüphaneci Fakir Baykurt'un hasta yatağında yazdığı son kitabıdır...Tüm kitap severlerin, kitapları daha da çok sevmeleri için, okunması gerektiğini düşündüğüm ender kitaplardan biri...İyi ki kitaplar var ve iyi ki Fakir Baykurt bizleri Eşekli Kütüphaneci ile tanıştırmış !!! Tanışmayanlar ise geç kalmış sayılmaz...En kısa zamanda tüm Fakir Baykurt kitaplarına kitaplığımda güzel bir yer vereceğim...

Altını Çizdiklerim;

"Eskiden cahillik fazlaydı; şimdi daha fazla. Gittikçe de artıyor. Bu nedenle bize yeni kitaplar gerekir." (Syf.40)

"Eğer geleceği kurtarmak istiyorsak, kitapları asıl çocuklara okutacağız." (Syf.56)

"Ben başbakan olsam, kitaplıklara önem veririm. Bir toplumun en büyük yerleşimden küçük yerleşimine kadar her yerinde kitaplıklar varsa, halk kitap okuyorsa, o toplumun her işine yetip artacak parayı bulabilir. Akıl uyanmayınca kafa çalışır mı? Kafa çalışmayınca para kazanılır mı? Aklı uyandıracak olan da kitap, kitaplık. Ben böyle düşünüyorum." (Syf.56)

"Köylere kitap götürmek, çöle su götürmek gibidir." (Syf.81)

İyi Okumalar :))





23.05.2013

Vedat Türkali / Yalancı Tanıklar Kahvesi

Bir Vedat Türkali kitabını daha sonlandırdım...Elimde biraz fazla kalmasına rağmen keşke hiç bitmeseydi dediğim kitaplardan biriydi yine...Muhsin, Salih, Nedim Hoca, Reyhan, Nahide yine unutamayacağım karakterler arasına girdiler...En çokta Muhsin beni etkileyen...Kendine özgü doğruları, tavırları, iç hesaplaşmaları beni hem güldürdü hem düşündürdü...

Kitaba gelince ; Genel olarak günümüzde hala devam eden siyasal gelişmeler, sağ-sol çatışmalarını konu alıyor roman...Türkiye'nin en çalkantılı dönemlerinde sol görüşlü Muhsin'in hiyakesi...70'li yıllarda Türkiye var karşımızda...Salih ve Muhsin kendi davalarını güden iki devrimci arkadaş...Muhsin Ege'de yaşayan varlıklı bir ailenin ağa oğlu...Salih konuya derinlemesine girerken, Muhsin birşeylerden kaçar gibi dışarıdan izliyordu...Ne bir örgüte girmek istiyordu ne de dışarıdan seyri...Akıl hocası Nedim hoca uzak durmasını memleketine dönüp işlerinin başına geçmesini salık verirken Muhsin'in yüreğindeki yangını, Reyhan'ı bırakmaya hiç niyeti yoktu...12 Eylül Darbesi'ne doğru giderken, kendi doğruları olmasına rağmen yolunu çizemeyen Muhsin'in yaşadıkları, tutkulu ilişkileri, kaybettikleri, kazandıkları...

Altını çizdiklerim ;
"Bin yıllardır dünyayı o pis para değiştiriyor; sövgülere şerbetli !" (syf.32)

"Ekmek, kitap çalanlara ceza olmaz! dedi. Ülkeyi çalıyorlar, kitap çalanla mı uğraşacağız!" (syf.82)

"Bombalı, bombasız birileri her gün bir yanından didikliyor Türkiye'yi. İçli-dışlı soyguncu finans takımı da malı götürüyor ! "Şeriatçısın-laikçisin!" kavgası, devlet felsefesine dayalı, bir yanıyla en enayi, temelinde kurnaz bir parçası oyunun ! Dinlisinin, dinsizinin soygunu için, kırım-kıyımlarla dönüp duruyor bugün denme dolap !" (syf.258)

İyi Okumalar :))

10.05.2013

Glenn Meade / Kar Kurdu

Twitter'dan takip ettiğim "Kitap Kardeşliği"nin bir etkinliği olarak mayıs ayında okuduğumuz kitaptı "Kar Kurdu"...Kitabı bugün bitirmiş bulunuyorum...Tadı damağımda kalan ender kitaplardan oldu benim için...Gerilim/Macera dalında okuduğum kitapların en iyileri arasına girecek nadir kitaplardan biri...Kitabı okurken ve bitirdiğimde hep aynı şeyi tekrarladım, iyi ki katılmışım #kitapkardesligimayis etkinliğine...Kendimce bir düşündüm de, eğer katılmasaydım uzun bir zaman alıp okuyacağım bir kitap olmayacaktı "Kar Kurdu"...Bir doğan kitap klasiği olarak kitabın boyutu biraz geniş ve birazcıkda kalın olması nedeniyle biraz zamanınızı alsada okumaya kesinlikle değer bir kitap...Kalınlık gözünüzü korkutmasın içinde kayboluyorsunuz :))

Kitaba gelince; Amerika, yeni nükleer silah deneyen ve kendine savaş açmaya hazırlandığını düşündüğü Sovyet Birliği devlet adamı Stalin'i öldürmek için karı koca rolü yapacak iki ajanı Moskava'ya göndermeye karar verir...Zorlu bir görev olmasına rağmen Slanski ve Anna geçmişte yaşadıklarının öcünü almak için bu teklifi kabul edip Moskova'ya gitmeye karar verirler..Bu görevi koordine etmekle görevli Massey, bu işin içinden kusursuzca çıkacak mıydı ?? Bu iki gizli ajanı öldürmek için görevlendirilen Sovyet askeri Binbaşı Lukin, kendine verilen görevi yerine getirebilecek miydi ?? Kitabın ana karakterlerinden Slanski, Anna, Lukin ve Massey'i sanırım uzun bir süre unutamayacağım..

Kesinlikle okunmaya değer bir gerilim/macera kitabı...Satırlar arasında kaybolmaya ve heyecan yüklü ve bir o kadarda sürpriz bir sona hazırlıklı olun...Kitapta altını çizdiğim bir kaç yer var ama ben en beğendiğim cümleyi yazacağım ;

"Hayatın püf noktası hangi köprülerden geçileceğini, hangi köprülerin yakılacağını bilmektir."(Syf.99)

İyi Okumalar :))

2.05.2013

Sinan Akyüz / İncir Kuşları

Suada ve Tarık...Bosna'da iki konservatuar öğrencisi...Birbirine aşık iki genç...Sırpların Bosna'lı müslümanlara yaptığı zulüm günlerinde bir aşk...Açlık, susuzluk, tecavüz, ölüm !! Annesi ve eniştesi katledilen, iki ablasıyla Sırpların esir kampına düşen Suada...Kamplarda yaşadığı ruh ve beden işkencesi...Bosna'yı korumak adına yeşil berelilere katılan Tarık...Birbirini kaybeden iki sevgili !! Hayat onlara yeniden gülecek mi ? Onca kötülüğe rağmen yeniden güneş doğacak mıydı ? 

Kitabı iki günde bitirdim...Yer yer gözyaşlarıma hakim olamadığım kitap yakın bir tarihe ışık tutuyor...1992-1995 yılları arasında Sırpların Bosna'ya açtığı savaş...Silahsız bir millete zulüm...Aslında buna savaştan ziyade "Bosna Soykırımı" demek daha doğru bence...Kitabı okurken kafamda hep soru işaretleri oluştu...Böyle acımasız bir savaşta herşeyde ayağa kalkan "İnsan hakları" neredeydi ? Avrupa ülkeleri böyle bir zulüme nasıl izin verdi ? Ölen erkekler, binlerce sırp askeri tarafından tecavüze uğrayan kadınlar !! Aklım almayarak ve cevapsız kalan sorularımla okudum kitabı...Öyle sanıyorum ki Bosna'da savaş bitmedi...Sevgili yazarın satırlara döktüğü gibi ; "Savaş Bosna'da silahsız ve sessiz devam ediyor.." Allah kimseye böyle bir zulüm göstermesin diyerek, insanlık tarihinin belki de en acı savaşını konu alan bu kitabın okunması gerektiğini düşünüyorum...

İyi Okumalar :))