28.04.2013

Vedat Türkali / Fatmagül'ün Suçu Ne?

Bir Vedat Türkali seveni olarak, tv dizisi yayınlanan, fakat seyretmediğime kitabı okuduktan sonra daha çok şükrettiğim bir eser oldu benim için...Bu kitabın iki yıla yayılmasını nasıl başardılar bilemiyorum ama, tebrik etmek gerek...Gerek tv, gerek gazetelerde çıkan haberlere ve yayınlara göre ; eser konu itibariyle aynı olsada yaşanan dönem, kişiler, olaylar biraz daha farklı !!

Fatmagül, dönünce evleneceklerinin hayalini kurarak, sünger çıkarmaya giden nişanlısını beklemektedir...Birgün talihsiz bir olay yaşayarak kasabanın önde gelen ailelerinin çocukları tarafından tecavüze uğrar...İleri gelen aile olmak (!) ve siyasetin içinde bulunmalarından dolayı, olayı örtbas etmeye çalışan Yaşaran Ailesi verdiği mücadeleyi kazanmak için kendilerine günah keçisi olarak seçtikleri Kerim ile Fatmagül'ün evlenmesine karar verirler ve asıl hikaye bundan sonra başlar...

Dar görüşler, zengin-fakir, sağ-sol, siyasetin köylere kadar inip insanları birbirine düşürdüğü bir vakit Fatmagül'ün adalet aramasının bir yararı olacakmıydı ?? Toplumumuzda hala var olan ve gereken cezaların verilmediği takdirde var olacak yarasının kitap kahramanı Fatmagül !! Bence okunmalı...Çok sevdiğim sevgili Vedat Türkali'nin kalemine sağlık...En kısa zamanda diğer kitaplarını da okumayı umut ediyorum...

İyi Okumalar :))

25.04.2013

Ahmet Altan / Son Oyun

Yeni kitabını yazmak için mekan arayışına giren bir yazarın sürüklendiği karmaşık ve bir o kadar daha karmaşık insanların yaşadığı bir kasaba...Yolculuk esnasında tanıştığı Zuhal...Ve Zuhal'in yıllardır aşık olduğu Mustafa...Kamile Hanım, Raci Bey, Rahmi...Kitaptaki karakterler gerçekten şaşırmanıza neden olabilecek kişilikteler...Kimin ne hissettiğini olayların akışında kestirebiliyorsunuz !! 

Yazarın kasabaya ilk adımını attığı andan itibaren içini saran bir merak bu kasabada kalmasını onaylamıştı sanki !! Ne kadar karmaşıkta olsa kasabada yaşanan olaylar silsilesinin sonunun nereye varacağını bilmek istiyordu...Verdiği bu kararın hayatını tamamen değiştireceğini nereden bilebilirdi ??

Ahmet Altan'ın her zaman ki gibi temel konusu yine ve yeniden "Kadın ve Şehvet"...Diğer kitaplarında kullandığı açık dili bu kitabında kullanmasada okurken satırların Ahmet Altan'a ait olduğunu anlayabiliyorsunuz...Açıkcası çok beğendim mutlaka okunmalı diyemiyorum !! Zamanınız bolsa okuyun derim..

İyi Okumalar :))

Not : Bir kaç adet altını çizdiklerimi yazmadan geçemeyeceğim :))

"Kitaplardan da yemeklerden söz ettiğin gibi iştahla söz edebilirsin, adabı muaşerete aykırı değildir." (Syf.26)

"Yokuşun inişi de çıkışı da zordur. Düz yoldan şaşma diyeceğimde Mevlam da yolları hep yokuş yapmış. Düzünü bulan yok. Bulanında kendi sapıtıyor zaten." (Syf.117)

"-- Kibri de senin görünmeyenin yaptı, dedim.
 -- Uçurumu da o yaptı ama gidip kendini atmıyorsun, dedi, demek seçmeyi biliyorsun. O zaman doğruyu seç, eğriyi değil. Eğriyi seçtiysen de kabahati kendinden başkasında bulma." (Syf.234)

16.04.2013

Mario Mazzanti / Gördüğüne Asla İnanma

Yazarın bir diğer kitabı Şah Mat'ı uzun zaman önce okumuştum...Ama şunu söylemeliyim ki, sanırım yazar ilk kitabından sonra kendini bir hayli geliştirmiş ki; iyi bir polisiye/gerilim romanı çıkmış ortaya...Kendi türünde son zamanlarda okuduğum en iyi kitaptı diyebilirim..

Gelelim kitaba; Trevis kitabımızın ana kahramanı ve başarılı bir profesör...Aynı zamanda Psikoloji Enstitüsün'de öğretim görevlisi...Hikaye, uzun zaman Trevis'in hayatına katkıda bulunmuş Profesör Meriurgo'nun cansız bedeninin evinde bulunmasıyla başlamaktadır...Profesör Meriurgo'nun enstitü dışında hastalarının rüyalarına yaptığı psikanaliz sayesinde 20 yıl önce bir seri cinayet işlemiş katil gün yüzüne çıkmış ve kendi ölümüne sebep olmuştur...Trevis, profesöre karşı duyduğu saygı ve minnetten dolayı olayı asistanı Denise ile birlikte araştırmaya karar verir...Katil, dahilinde bulunduğu Psikoloji Enstitüsün'den, ayrıca kendininde bulunduğu kuruldan bir profesördü...Olayı araştırırken bulduğu ipuçları Trevis'i Follonica'ya götürmüş ve 20 yıl önce yaşanmış olaylarla bugün yaşananları karşılaştırma imkanı sunmuştur...Katil bunla yetinmeyip kimliğini gizlemek için seri cinayetlerini tekrarlamaya başlamıştır...Trevis sahip olduğu ipuçlarına göre hergün yüz yüze olduğu katili bulabilecekmiydi ?? Gördüğünüze asla inanmayın !!

Kesinlikle keyifle okuyabileceğiniz bir poliseye/gerilim kitabı...Türü seven herkese tavsiye edilir...
İyi Okumalar :))

9.04.2013

Sergio Pitol / Evlilik

Jacqueline Cascorro kitabımızın kahramanı...Biraz değişik kişilik ve psikolojiye sahip...Mütevazi aile yaşamından tamamen kurtulmak adına,  adını değiştirmiş, dar görüşlü ve ailesi ile çok nadir görüşen ilginç bir kadın...Hırdavatçılıktan turizimciliğe geçiş yapmış ve zengin olmuş kocası Nicolas tarafından evlilikleri boyunca hep aldatılmış...Başkalarından duyduğu bu ihanet haberlerinden sıkılarak kocasına bir ders vermek adına kendi hayatına başka erkeklerin girmesine izin vermiş, bu erkeklere saplantıyla bağlanıp, servetini elde etmek için kocasını öldürme planları yapmış, fakat her seferinde sonu hüsranla biten bir olay silsilesi içine girmiştir...En son birlikte olduğu İtalyan profesörle planladıkları öldürme planı kocasının iflas etmesiyle ve ortadan kaybolmasıyla yine hüsranla son bulmuş ve Jacqueline'nin hiç istemediği sefil hayata dönmesine neden olur...Uzun yıllar sonra tekrar ortaya çıkan Nicolas, 60 yaşına gelmiş Jacqueline ile tekrar birlikte olmak için ona bir yüzük verir ve hayata kaldıkları yerden devam ederler...Jecqueline ne mi düşünüyor ?? Nicolas'ı en iyi yemeğine koyacağı zehirin öldüreceğini !! :))

Bazen insan değişik ruh hali içinde olur da, bir kitaptan kesinlikle tat almaz ya, tam olarak o durumdayım...Ama bunu ruh halime vermiyorum, kitap gerçekten kötü...84 sayfa olmasına rağmen bitsin diye gözünün içine baktığım kitaplardan biri oldu...Yanıldığımı düşünmüyorum ama yine de zaman kaybı olsun okuruz diyorsanız diyecek birşeyim yok...

İyi Okumalar :))

8.04.2013

Agatha Christie / Nil'de Ölüm

Yazarın ilk okuduğum kitabı "Doğu Ekspresinde Cinayet"e göre bu kitabını sanki daha çok sevdim....Sevgili, zeki Belçikalı dedektifimiz Hercule Poirot bu kez tatilini Mısır'da geçirmek için yola koyulur...Yolculuğunu geçirmek için bindiği gemide sosyetenin ünlü ve zengin bayanlarından Linnet Ridgeway ve bir aylık eşi Simon Doyle de bulunmaktaydı...Simon, Linnet'in en sevdiği arkadaşı Jacqueline'nin nişanlısıydı...Simon Linnet'in yanında çalışmaya başladıktan sonda Linnet ile aralarında oluşan duygusal bağdan dolayı Jacqueline'i terk etmiş ve Linnet ile evlenmişti...Balayı için Mısır'ı seçen çift aynı gemide Jacqueline ile de karşılaşmış ve yolculuğun ne kadar huzursuz geçeceğini düşünmekteydiler !! Linnet'in ölümüyle tam bir kabusa dönüşen yolculuk ne zaman sona erecekti ?? Sevgili Poirot kıvrak zekasını kullanıp katili bulabilecekmiydi ?? 

Sizi satırların arasına hapseden, bir an olsun kopamayacağınız nitelikte bir Agatha Christie kitabı daha sizi beklemekte...Kitabın sonuna kadar birçok tahminde bulunup, sevgili dedektifimiz Poirot'un olayı tahmin ettiğinde ise çok şaşıracağınız bir kitap...Gerçekten iyi bir kurgu...Araştırmalarıma göre kitabın aynı ad ile 1978 yapımlı bir filmi çekilmiş...Kitabı okuduktan sonra merak edip seyretmeyi planlıyorum...

İyi Okumalar :))

4.04.2013

Kadir Aydemir / Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı

Yitik Ülke Yayınları'nın kitaplarını elime alınca ilk önce kapaklarını inceliyorum..Birazda meslekten dolayı ön, arka, yan demeden saatlerce inceliyorum...Şu ana kadarki okuduklarımın kapak tasarımları muhteşem...Tasarlayan arkadaşa buradan teşekkür ediyorum...Hazır fotoğraf kullanmaktansa çizgisel tasarım içerikli kapakları daha çok seviyorum...

Gelelim kitabın içeriğine: Kitabın ismine bakınca zaten bir duruyorsunuz !! Hemen kendinizi bir sorguluyorsunuz...Acaba benim tuhaf alışkanlıklarım nedir diye !! Kitapta 126 yazar tek tek tuhaf, bazen komik, bazen saplantı haline gelmiş olan alışkanlıklarını dile getirmişler...Gülüyorsunuz, şaşırıyorsunuz, nasıl yani diyorsunuz fakat merakta ediyorsunuz...Okudukça bu güne kadar fark etmediğiniz ama hep sizinle olan alışkanlıkları farkediyorsunuz...

Kitap bittikten sonra kapağını kapatıp düşündüm benim tuhaf alışkanlıklarım neler diye ?? Çok simetriğim bir kere...Herşey düzgün sıra halinde, gerekirse renklerine göre askeri nizamda durmalı...Sabah kalktığımda yaptığım işlevsel hareketlerin sırası hep aynıymış :)) (Bunu yeni farkettim..) Bir de son olarak aslında hep yaptığım ama bunun tuhaf bir alışkanlık olduğuna kitabı okuduktan sonra karar verdiğim bozuk para olayım var !! Minibüse yada bakkala bozuk para vereceksem eğer, paraların tüm yüzleri aynı yönde olmalı !! Turalar bir tarafa yazılar bir tarafa...Elimde kaç tane olduğunun bir önemi yok hepsini düzeltip veriyorum !! Biraz saçma ama buda düzen takıntımdan ileri geliyor diye düşünüyorum...

Kitap çok eğlenceli...Kesinlikle okumalısınız...Eğlenceli dakikalar sizi bekliyor :))

İyi Okumalar :))

2.04.2013

Adnan Binyazar / Masalını Yitiren Dev

"Kazandığım ilk parayla, tarçını bol saleplerimizi ısmarlıyorum. Isınan kardeşimin içi mi, benim yüreğim mi?..."

Yukarıda yazmış olduğum satırlardan bile belli, bu kitabın ne kadar içinize işleyeceği...Sevgili Adnan Binyazar bu kitabında kendi deyimiyle "yazılışı tehlike yaratacak bir hayat yaşadım ben" diyerek zorlu yaşamını bizlere aktarmış...Yazmakta hep duraksadığını belirtmiş arka kapakta...Evet zor bir yaşam, zor yıllar, yokluk, anne ve baba sevgisinden yoksun..Küçük yaşta, küçük bir kardeşle verilen hayat mücadelesi...Savrulan hayatı ile birlikte savrulan hayalleri !!! İlkokula 14 yaşında başlayan sevgili yazar kitapta tamamen kendi duygularını barındırmış...Okurken bunu anlamamak mümkün değil...Oradan oraya savrulurken bile hayatı her yönüyle görmeyi başarabilmiş bir kişilik...Okul hayatına geç başlamasını umursamadan içindeki okuma isteğini hiç yitirmemiş bir insan...Kitabı okurken zaman zaman gözlerimden akan damlaları tutamasamda, okumak için verdiği gayrete imrendim...İlkokulu bitirdikten sonra Köy Enstitüsüne kendini kaydettirmeyi başaran yazarın hayatı buradan sonra şekillenmiş...İçindeki okuma ve kitap sevgisini bugünlere, bizlere kadar taşımış...Kitabın son sayfasını okurken tüylerim diken diken oldu...Zorlu yaşama karşın, verilen emek ile elde edilen gurur sanırım herşeye değer...Son satırlarda şöyle bir kısım var ;

"....İlk kez sırtımız iyi bir çamaşır, üstümüz yeni giysiler, yalınayaklarımız su çekmeyen ayakkabılar görecekti. Bunların dağıtımını Köy Enstitülü ağabeyler yapıyordu. Elinde liste tutan ağabey yüksek sesle adlarımızı okuyordu:

Osman Şahin ! Şimdi, öykücü...
Resul Aslanköylü ! Şimdi, Yargıtay Üyesi...
Hüsnü Çimen ! Şimdi, Avukat...
Aziz Güner ! Şimdi, eski bürokrat...
Adnan Binyazar ! Şimdi, bu kitabın yazarı..."

Okurken bile gurur duyuyorsunuz...Keşke şimdi ki yeni neslimizde hayata karşı bu kadar savaşçı olabilse...

Son olarak sevgili Adnan Binyazar'ın satırları arasında kitaplardan bahsedişi var ki, onuda paylaşmadan geçemeyeceğim..

"Bir kitabı anlamaya kulak yetmiyor. Harfleri gözünüzle görmelisiniz. Film izleyerek kitabı kavramak olanaksız. Ayrıntı, yazıdadır. El, kitaba değmeli. Mürekkebin kokusu alınmalı. Yazılar gözün derinliklerine ulaşmalıdır. Yazar gibi, okur da kitabın yaratıcısı olmalıdır.."

İyi Okumalar :))