3.09.2013

Ercan Kesal / Peri Gazozu

Boğazım düğüm düğüm şuan...Yazmak istediğim çok şey var aslında ama boğazımla birlikte parmaklarımda düğümlendi yazamıyorum...İtiraf ediyorum hiç bu kadar seveceğimi, tüm satırları çizeceğimi, kitabı hissederek, zaman zaman gözlerim dolarak okuyacağımı düşünmemiştim...İlk önce adından dolayı önyargılı davrandım...'Peri Gazozu'...Ne ola ki diye geçti içimden...Merakıma yenildim ve aldım...İyi ki almışım...Daha ilk sayfadan gülümsüyor ve düşünmeye başlıyorsunuz !!! 

Kitaba gelince; Sevgili Ercan Kesal, yaşadıklarından kısa kısa anılar paylaşarak, bir nevi bir otobiyografi sunmuş bizlere...Çocukluğundan gençliğine, doktor olarak göreve başladığı dönemlerde ki anılarını sunmuş bizlere...Yaşadığı yakın tarihi tüm çıplaklığı ile göstermiş...Kitabı okurken yazarla sanki sohbet ediyormuşum gibi hissettim...Beni karşısına almış anlatıyor da anlatıyor...Anneler, babalar, kardeşler, yetimler, küçük gelinler, dostlar, 12 Eylül'ler...Siz doyarmısınız bilmem ama ben 'Peri Gazozu'na doyamadım...Biraz daha olsa kana kana içeceğim....

Altı çizilenler;

"Akbabaların ölüleri yediği kulenin adı: "Sessizlik Kulesi"
 Türkiye'yi koca bir "Sessizlik Kulesi" yaptık en sonunda...Ölülerimizi zalimler yesin diye inşa ettiğimiz bir kule artık ülkemiz.
 Saklanıp birşeylerin arkasına, dilsiz rahipler gibi bakıyoruz ölülerimize." (Syf.20)

"Hiç, birileriyle aynı dünyada yaşamaktan utanç duyduğunuz anlar oldu mu?" (Syf.54)

"Tüm yazdıklarımız bizim olsa ne fark eder ki. Üzerindeki kan, hikayelerini her gün kayıtsızca izlediğimiz o bahtsızların...Bunu böylece bilin..." (Syf.63)

"...Ne çabuk unutmuşum Habil ve Kabil'i. Mermer sunaklar yeni kurbanlarını bekliyor. Haydi, seyre duralım hep birlikte. Ne kadar da küçükmüş meğer. Sığamadık yeryüzü sofrasına. Kibir denizinde boğulmuşuz da haberimiz yok. Değirmenimiz susmuş, unumuz bitmiş. Fırınlarımızda kararmış, kalplerimiz gibi.." (Syf.68)

"Dedemden öğrendiğim, "insan olmak" kendi mutlu olduğun şeyleri yanındakilere de iletmektir. İnsan, kendinde olmasını istediği herhangi ber şeyi bir başkası için de aynı şiddette isteyebiliyorsa "insanım" diyebiliyor." (Syf.72)

"Belki de biricik mesele bu. Dünyanın bizimle birlikte kurulduğunu zannedip, kendimiz için sonsuz bir yaşam hayal etmek...Bu yüzden, bu kadar kalınlaştı derimiz. Bu yüzden dipsiz bir kuyuya dönmüş içimiz.." (Syf.132)

İyi Okumalar :))


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder